Acı dünya kirası mıdır,bilmem? Şayet öyleyse ne uğruna ödenir, yaşamak için mi,mutlu anlara karşılık mı?Bir de o acıyı hep hissedenler vardır.Ne yapsa nereye gitse silinmez acı,hani tebdili mekânın ferahlık getiremediği kişiler.Kitaptaki öykü kişileri genel olarak böyle. Her öykü bir başka kişinin başka acısını anlatıyor.Umutla biten öyküler değiller ama okuyunca sizi dibe de bastırmıyorlar.Her öykü,sonunda“hayat !”dedirtiyor.En azından anlatılan öykü kişisinin hayatı için.
Yazarla,Taşın Dediği öykü kitabıyla tanıştım.Bilinen Tüm Zamanlar kitabı derken Kamburuma Üç Sebep,yazardan okuduğum üçüncü kitap.Dil üç kitapta da sade,betimlemeler güçlü.Taşın Dediği kah güldürmüş kah ağlatmıştı.Gelin görün ki Kamburuma Üç Sebep hayli içimi yaktı.Anlatım bu iki kitapta farlı,ortak yönse yazarın acının tarifini,insana ve insan hayatına yansımasını ajitasyon yapmadan,gerçekçi bir biçimde,sıradan bir şeyin içine dahil ederek yazıyor olması.Acıyı farklı açılardan anlatıyor.
Diyeceksiniz ki;Nedir öykülerde bu kadar acı olan.Fark edilmek isteyen kişiler var,dünyada ve kendi hayatlarında yer arayanlar ,fark edilmemek isteyenler, görünmeyenler,görünmezliği seçenler var.Tüm bu isteklerin sebebi,temeli anlatılıyor aslında. Acıda bu noktada başlıyor.
Günahtan muaf doğan bir bebeğin,ne yürüyebilen ne konuşabilen çocuğun ve durumun anne ve babaya psikolojik etkileri Gökte Uçan Hûma Kuşu’nda işlenir.Çocuğundan önce ölmemesi gerektiğini bilen babanın kızıyla kurduğu bağ etkileyicidir.
İntihar,Persone Non Grata (İstenmeyen kişi anlamına gelir) öyküsünde üç bölümde farklı bir biçimde işlenir.
Her insanın içinde var olan, bazen bir kazı bazen bir anda ortaya çıkan karanlık yanlarını da yansıtan öyküler bulunur.
Öykülerde bekleyenler var. Kızının yeşil demesini,şiirlerinin basılmasını,yirmi yıldır aşkının kabul görmesini bekleyenler…
Dış görünümü yüzünden saklanan kişiler,an gelip de saklanamayanlar ve bu kişilerin aile,çevre ilişkileri anlatılır.Bazen eksik bir uzuv bazen bir kambur bazen de sirkte çalışan çirkin bir yüzdür saklanmanın,görünmez olmak istemenin sebepleri.
Dünyanın hem içi hem dışında olamayan,kalabığın dışında kalan,uykuya zor dalan,bir fotoğrafta genç kalan,insalar arasında görünmez olan, celladın oğlu olup infaz edilen vb kişilerin yaşamlarından kesitler sunan öyküler beni çok etkiledi.
Kitap bittiğinde yazarın her öyküde kurduğu acı dünya gözümün önünden kahramanlarıyla geçti.Hissiyatım acımak değildi,dertlerini dinlemiş ve onlar yoluna ben yoluma gitmişim gibiydi.Hani hayatta da olur ya birileri ağır bir şeylerden bahseder,çare bulmanız için değil,sadece bahsederler.Anlık acının ortağı olursunuz.Hissim tam da bunun gibiydi.Karakterlerin hayatları ve acıları ağır,varlıkları tüy gibi hafifti.Çünkü her biri acı çekmenin en kibar hâlini biliyordu;Sadece kendilerine yük olmayı.