ÖMER SEYFETTİN

Mahmut Yesari,Ömer Seyfettin’in hikâyeleri için şöyle söyler:“Ondan evvel küçük hikâye tatsız, yavan bir şeydi.Edebiyat -ı Cedidecilerin küçük hikâyeleri lisan itibarıyla cıvık,kozmopolit, mevzu noktainazardan da daha toy,çocukçaydı.” Ömer Seyfettin’den birçok öykü okudum.Bu kitabındaki öyküleri ağırlıklı olarak “milli değerlerin halka yansıtılması,hatırlatılması ve bu hatırlatmanın neden yapıldığı” temelinde incelemeye çalışacağım.Yazarın tarihi konu edinen öyküleri zaten kitabın içeriğini oluşturur;“ÖMER SEYFETTİN” yazısının devamını oku

ÜVEY ANA

Yazarlarımızın üretimden sonraki aşamada yaşadıklarına acı bir selam veren bir bölümde, Mahmut Yesari’nin bir ara roman karakteri olduğu bu roman,dedikodunun etkilediği hayatları anlatır. Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi akımlarında mekânlar İstanbul dışına çıkar,Üvey Ana da bu ayrıntıyı barındırır.Diyalog ağırlıklı romanda,inkılapların halka yansıması da vardır. Ömer Seyfettin’in tavsiyesi ile Aka Gündüz adını tercih eden yazarın asıl“ÜVEY ANA” yazısının devamını oku

Türk Dili Temel Kitabı

Grekçe hariç yaşayan tüm Avrupa dillerinden daha eski olan Türkçenin ayrıntılı ve yalın anlatımını barındıran bu kitap; dilin tarihsel olaylarla paralel gelişimini aktarırken dil bilimi ve Türkçe ile ilgili birçok değerli bilgiye kaynaklık eder. Dört bölümden oluşan kitap; sade bir üslupla Türkçenin dünya dilleri arasındaki yerini,tarihi gelişimini, ses ve biçim özelliklerini, Fonatik,fonoloji ve gramer yapısını,“Türk Dili Temel Kitabı” yazısının devamını oku

Hizmetçi Belası

Osmanlı’nın son döneminde geçen romanda,döneme ait birçok ayrıntı aktarılır. Yayınevi kitabın orijinalinde olan çizimlere yer vermiştir.Dönemin sosyal hayatı, giyim kuşamı, yeme içme alışkanlığı ve İstanbul’un sokakları yansıtılırken evlere kabul edilen hizmetçilerin profili de aktarır.Hizmetçileri evlere gönderen ve  aracı olan kolcuların gerçek yüzlerini, niyetlerini yansıtan roman dönemin bazı hizmetçilerine eleştirel bir gözle bakar. Romanın dili çok“Hizmetçi Belası” yazısının devamını oku

ANNEME MEKTUP

Bir kadının annesine yazdığı hayali bir mektup üzerine kurulu olan bu kitap,bir anlamda içinde derin bir hesaplaşma barındırır.Bu kitaptan bahsetmeden önce, yıllar evvel okuduğum Çöl Çiçeği kitabından biraz bahsedeceğim.Çöl Çiçeği otobiyografik bir eserdir ve kadın sünnetine karşı küresel bir farkındalık yaratmıştır.Waris, Somalili bir ailenin kızıdır; küçük yaşta sünnet edilir ve yine çocuk yaşta evlendirilmek istenir.Waris,kendi“ANNEME MEKTUP” yazısının devamını oku

Yaşamasız

Yıl 2003’tü ve İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda İpin Ucu adlı oyunu izlemiştim. Yazar Vüs’at O. Bener ile tanışmam bu oyun sayesinde olmuştu.Eski  AKM’deki  Oda Tiyatrosu’nda izlediğim oyun yoğun  ironi barındırıyordu.Ne yazık ki oyuncuları hatırlamasam da yönetmeni Müşfik Kenter’di.Eski AKM’de ne çok oyun izlediğimi hatırlıyorum.Yurt dışından festival kapsamıyla gelen oyunların izleri hâlâ ruhumda ve belleğimde.Bir de tabii“Yaşamasız” yazısının devamını oku

Bilinmeze Doğru

Siyasetin ve savaşların insan yaşamı üzerindeki etkisi oldukça fazladır.Rusya’nın da her ülke ve her millet gibi tarihinde kırılma noktaları vardır.Rus çarlığı,Rus İmparatorluğu Kırım Savaşı, 1853 – 1856 Osmanlıya yenilgisi ve bu yenilginin  ardından gelen 1917 Ekim Devrimi: Bolşevik İhtilali,ardından Sovyetler Birliği’nin kuruluşu,2.Dünya Savaşı,ardından iç savaş ve Sovyetler Birliği’nin dağılışı. Roman,tüm bu aşamaların aslında bir ailenin“Bilinmeze Doğru” yazısının devamını oku

NESNELERİN MİNYATÜR TARİHİ

İnsanlık tarihini en güzel anlatan, elimizde tuttuğumuz nesneler ve onların yüzlerce yıllık evrimidir. Nesneler,insanların nasıl yaşadığına dair bir nevi birer belgedir.Okuduğum kitap nesnelerle ilgili.Maddi kültür antropolojisi olan kitap,nesnelerin hangi amaçla,ilk ne zaman kullanıldığının yanı sıra ve daha ağırlıklı olarak zaman içindeki değişimlerini,bu nesneler ile insan davranışlarını ele alır.Kitapta bahsedilen nesnelerin çoğu gündelik hayatımızın tam içindeki“NESNELERİN MİNYATÜR TARİHİ” yazısının devamını oku

BİR BEYOĞLU DÜŞÜ, BERLİN’DE SANRI, KANALLAR

Kitaptan bahsetmeden önce genel bir anlatım yapacağım 50 kuşağı ve eserleri.Evet,yine biraz uzun bir inceleme olacak ama elimden geldiği kadar kısa tutmaya çalışacağım.50 ve sonrasındaki hikâyeler,1950 öncesi hikâyelerinde çok farklıdır.Her şeyden önce mekânın gerçekliği ile insanı yansıtır.Dil de farklıdır,bir yandan yapıyı bozar gibi bir anlatım oluşur çünkü dilin sınırları zorlanır. Dilin yeni olanaklarına erişilir.“İçimde büyüyen“BİR BEYOĞLU DÜŞÜ, BERLİN’DE SANRI, KANALLAR” yazısının devamını oku

ESKİ İSTANBUL (1553- 1839)

Cumhuriyet ideolojisini,inkılapları ve ilkelerini,reformlarını yansıtan,bu anlamda da yeni Türkiye’nin oluşumuna katkıda bulunan Hayat Mecmuasında çok defa resimli olan tarihle ilgili yazıları yayımlanır. Kütüphanemde bu mecmuanın hayli sayıları var ve o sayıların bazılarında Ahmet Refik’in tarihle ilgili makaleleri bulunur. “Tarihi Sevdiren Adam”lakabını alan Ahmet Refik’in Eski İstanbul (1553- 1839) kitabı 15 ile 19.yy arasında İstanbul’un gündelik“ESKİ İSTANBUL (1553- 1839)” yazısının devamını oku