Osmanlı İstanbul’unda Hastalıklar, Tedavi Usulleri ve Toplum

Kitap üç bölümden oluşur.Birinci bölümde sağlık çalışmaları,bu alandaki düzenlemeler,doktor yetiştirilmesi ve eğitimi,dârüşşifalar, hekimbaşılık,tıphane-i âmire vb kurumlar,tıp eğitimi,azınlıkların sağlık konusuna katkıları,sağlık teşkilatı anlatılır.İkinci bölümde 18. yüzyıl ortalarında İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi’nin olumsuz etkilerinden dolayı hastalıkların ortaya çıkışı,halkın tıbba karşı bakış açısı,tedavi yöntemleri,karşılaşılan hastalıklar,hastalıkların belirti ve süreçleri,bulaşma şekilleri,uygulanan karmaşık tedavi usullerinden kaçınan eski ve modern tedavi yöntemleri,“Osmanlı İstanbul’unda Hastalıklar, Tedavi Usulleri ve Toplum” yazısının devamını oku

Bir Devrin Romanı

Milli edebiyat akımı yazarlarımızdan olan Anadolu’nun birçok yerinde öğretmenlik yapan Halide Nusret Zorlutuna edebiyatımızın çok önemli kalemlerinden biri olan Emine Işınsu ‘nun annesidir.Emine Işınsu adı edebiyatımızda ilk olarak annesinin yazdığı Bir Devrin Romanı kitabında geçer.Zorlutuna,“Kars’ta bir ışık gibi Işınsu hayatımıza doğdu”şeklinde ifade eder.Emine Işınsu’nun kalemindeki tasavvuf,tasavvufi kişilerin  biyografileri gibi ayrıntıları annesinden mirastır.Yani anne bir yazarın,ileride“Bir Devrin Romanı” yazısının devamını oku

Gece Dersleri

Bilinç akışı ile yazılmış romanda ana karakter bir örgüt üyesi olan Gülfidan’dır. Gülfidan. dahil olduğu örgüt içinde kimlik bunalımına girer. Özellikle lider ile olan evliliği ve örgütün karşı çıkmasına rağmen çocuğunu doğurmasıyla bunalımı artar. Çünkü örgütte kalmak adına kendini silmektedir. Gülfidan,12 Eylül ile beraber bir iç hesaplaşmaya girer. Ruhu parçalanmış bir kadın olarak annesi ile“Gece Dersleri” yazısının devamını oku

Birbirine zıt iki hayat biçimini ömrüne sığdıran Ali Nizami Bey’in hikâyesi.

Yazarın eserlerinin temelini kendi yaşadıklarından aklında kalanlar,gönlünde yer edinenler oluşturur.Geçmiş zamanı anlatan yazarın bu eseri de bir masalı anlatırcasına geçmişi yansıtırken,romandaki kahramanlar birer masal karakteri tesiri oluşturur.Oysa geçmişte yaşamışlardır. Para hesabı yapmayan,köşküne orkestra getirip konserler düzenleyen,güzel olan her şeyi ve gösterişi seven,birçok şeye ilgi duyan,giyime düşkün,baston koleksiyonu olan Ali Nizami Bey uçarıdır.Büyükada’da köşkünde Avrupai bir“Birbirine zıt iki hayat biçimini ömrüne sığdıran Ali Nizami Bey’in hikâyesi.” yazısının devamını oku

Ömer Seyfettin Seçme Hikâyeler 2

Ömer Seyfettin hikâyelerinde milliyetçilik,Türkçülük ve çocuk imgemi vardır. Bir tutam mizah bir tutam acı ama hayatın içinden… Daha önce milliyetçilik ve Türkçülük akımını,vatan sevgisini merkezde tutan Seçme Hikayeler 1 adlı kitabı paylaşmıştım. Kitabı “milli değerlerin halka yansıtılması,hatırlatılması ve bu hatırlatmanın neden yapıldığı”temelinde incelemeye çalışmıştım.Seçme Hikayeler 2’de ise tebessüm ettiren Ömer Seyfettin kalemi var;hayatın içinden yazdığı,“Ömer Seyfettin Seçme Hikâyeler 2” yazısının devamını oku

Siyah Gözler

Tanzimat’la beraber batılılaşma, kadın erkek eşitliği,kadının toplumdaki varlığı yahut var olmasının gerekliliği edebiyata yansır.Ahmet Mithat Efendi’den Namık Kema’e,Şemseddin Sâmi’den Fatma Aliye Hanım’a her yazar Tanzimat’tan Cumhuriyet Edebiyatı dahil farklı dönemlerde kadının ‘‘yeni” varlığını görücü usulle evliliğe karşı çıkarak,kadının sosyal yaşamda yer alması gerektiğini savunarak,kadının eşini seçme hakkının olduğunu belirterek işlenir.Fakat Servet-i Fünun‘a tepki olarak doğan“Siyah Gözler” yazısının devamını oku

Kızılcık Dalları

Osmanlının don dönemindeki konak yaşamını bir sınıf çatışması zemininde işleyen,sınıfsal farka eleştiride bulunan Kızılcık Dalları romanı, yazarın olgunluk dönemi eserlerindendir.Sınıf çatışması konakta yaşayanlar ve çalışanlar arasında gerçekleşir. Tasvir ve sosyolojik tahlile dayalı ve zamanda geçmişe dönüşlerin olduğu roman,otuz altı bölümden oluşur ve tıpkı yazarın bir başka  romanı olan  Yaprak Dökümü’nde olduğu gibi bir de sonuç“Kızılcık Dalları” yazısının devamını oku

Kelebek Çalısı

Geçmişe özlem ve yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayatın sızısı,kendisine ölçüp biçilip giydirilen hayatın içinde sıkışmışlık,solmuş bir elbise metaforu ile işlenirken ilk öykü olan Soluk Sarı Elbise içime işleyen bir öykü oldu.Öykünün sonunda okunan salâ,mahallenin bakkalının salâsı iken aynı zamanda geçmişin, öykü karakteri Sinan’ın ve Müjgan’ın yaşanmamış yıllarının da bir salâsıdır. Genel olarak anlar içindeki duyguları,katmanlı“Kelebek Çalısı” yazısının devamını oku

ÖMER SEYFETTİN

Mahmut Yesari,Ömer Seyfettin’in hikâyeleri için şöyle söyler:“Ondan evvel küçük hikâye tatsız, yavan bir şeydi.Edebiyat -ı Cedidecilerin küçük hikâyeleri lisan itibarıyla cıvık,kozmopolit, mevzu noktainazardan da daha toy,çocukçaydı.” Ömer Seyfettin’den birçok öykü okudum.Bu kitabındaki öyküleri ağırlıklı olarak “milli değerlerin halka yansıtılması,hatırlatılması ve bu hatırlatmanın neden yapıldığı” temelinde incelemeye çalışacağım.Yazarın tarihi konu edinen öyküleri zaten kitabın içeriğini oluşturur;“ÖMER SEYFETTİN” yazısının devamını oku

ÜVEY ANA

Yazarlarımızın üretimden sonraki aşamada yaşadıklarına acı bir selam veren bir bölümde, Mahmut Yesari’nin bir ara roman karakteri olduğu bu roman,dedikodunun etkilediği hayatları anlatır. Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi akımlarında mekânlar İstanbul dışına çıkar,Üvey Ana da bu ayrıntıyı barındırır.Diyalog ağırlıklı romanda,inkılapların halka yansıması da vardır. Ömer Seyfettin’in tavsiyesi ile Aka Gündüz adını tercih eden yazarın asıl“ÜVEY ANA” yazısının devamını oku