Şükrü Erbaş’ın 2019–2022 yılları arasında yayımlanmış yazılarından oluşan Sitem Taşları içinde şaire ait şiir de barındırır.
Kitap genel olarak Şükrü Erbaş’ın tanıdığımız ve benim hayran olduğum felsefesine dayanıyor: İnsanın acısını insan alır.Fakat bu defa bu felsefe diğer yazılarına göre özellikle bu kitabında Küçümsenmiş İçtenlik bölümünde daha sert olan ,içi boş şeylerle doldurulan, çürümenin olduğu bir dünyanın içinde varlığını sürdürüyor.Bir o kadar da daha güzel bir dünya için umutlu…
Aşk ve söz/yazı ilişkisini,umudun ehemmiyetini ve emniyet sağlama gücünü,büyümenin ne olduğunu,birçok yönüyle ve birçok fikirle şiiri,yazan kişinin kendi üslubunu bulma evresini, yazmayı,”önce kalabalığı öğretti bana,şimdi yalnızlığı öğretiyor “ dediği dünyayı,biz ve ben kavramlarını,okur ve yazarı,umudu,sözün gücünü,roman ve şiir arasındaki farkı,sosyal medyayı,abdallığı,edebiyatı,salgın ile edebiyat ve üretim sürecini,yaşadığımız salgının edebiyata,yazara,okura, metne,yayınevlerine,kitap fuarlarına yansımasını işler.
Diğer deneme kitaplarından bir farkı var.Davet edildiği konuşmalardaki ruh halini aktarıyor,şiir yazmaya dair kişisel görüşlerini belirtiyor,neden yazmaya başladığını anlatıyor.Şu ana kadar okuduğum Şükrü Erbaş kitapları(deneme)arasında şair ilk defa bu denli kendinden bahsediyor.Bu da kitapta yer yer okur ve yazar sohbet ediyor havası oluşturuyor .
Sitem Taşları bölümü on üç alt bölümden ve ayrı ayrı başlıklarla diğer bölümlerden oluşuyor ve yukarıda belirttiğim konuları işliyor.Neredeyse her bölüm içinde epigraflar bulunuyor.
Salgın Sonrası Edebiyat bölümünde Şükrü Erbaş’ın kaygıları kitap ve okur ilişkisinde yoğunlaşıyor.Yazının sonuna doğru bulunmuş olduğu öngörü günümüze baktığımızda doğru çıkmış oluyor: Edebiyat salgın öncesindeki gibi kapsadığı her alanda sürüyor ve salgın edebiyata giriş yapıyor.
Son dönemde okuduğum kitaplarda ben de bunu çok görüyorum ve daha önceki incelemelerimde salgının edebiyata girişi hakkında birkaç kelamım bulunmakta.
