Kara sevdanın,pişmanlığın,aşk uğruna türlü vazgeçişlerin, ayrılığın,ihanetin,kavuşmanın romanı Samanyolu.
Mahmut Yesari,Kerime Nadir’in Seven Ne Yapmaz adlı romanına eleştiride bulunur. Mevzuyu saçma,tipleri kukla olarak nitelendirir.Yine Kerime Nadir’e ait olan Hıçkırık romanı için aynı nedenleri gösterip eleştiride bulunur.İki eleştirinin de ve genel olarak romanlarına karşı olan eleştirilerinin merkezinde yazarın anlatımındaki laubalilik bulunur.Benim içinse Kerime Nadir dendiğinde aklıma ilk gelen duyguların ustası oluşudur.O karasevdanın anlatıcısıdır.Benim hayranlıkla okuduğum Samanyolu’nda beni en çok etkileyen husus dört mevsimde dönemin (1940’ların )İstanbul’unun fondaki anlatımıdır,varlığıdır.
İçine kapanık olan,eğitimini aşkı uğruna tamamlamamış Nejat aynı yalıda büyüdüğü teyze kızı olan Zülal’e âşıktır.Bu aşk,Nejat’ın duyguları Zülal’e karşı Zülal nişanlanana kadar dillendirilmez.Zülal,Nejat’ın onu sevdiğini bilir ama bunu geçici bir tutku olarak görür. Aynı zamanda karakterinin özelliği olan;sevdiği,hoşlandığı şeyi yok etme,hırpalama, eziyet etme hali bu aşkın yaşanmasına engel olur.
Nejat’ın okulunu bıraktığı Zülal’in yatılı okula Nejat’ınsa askere gittiği,anca yazın ve tatillerde görüştükleri zamanlar Nejat’ın avarelik yıllarıdır.Zülal, Nejat’ın arkadaşıyla evlenir ve araya farklı şehirlerde yaşamanın ayrılığı da eklenir. Evlilikten sonra altı yıl geçer. Nejat’ın aşkı azalmamıştır ama karakteri bir değişime girmiştir. Kendi hayatına hükmeden biridir.Zülal ise mutsuz bir evliliğin içindeyken Nejat’ın yıllar sonraki ziyaretiyle başından beri bildiği,kendi içinde gördüğü aşkla,kendi duygularıyla yüzleşir.
İki kez filmi çekilen roman ilk olarak tefrika edilir,kitap olarak basıldığındaysa büyük bir ilgi görür.
Romanın okuduğum baskısında Selim İleri’nin muazzam bir yazısı bulunur.
