Başlarda polisiye,ortaya doğru polisiye ve gerilim, sonlara doğruysa kendini tamamen gerilime bırakan ve zekice kurgulanmış bir roman. Ayrıntılar birleşirken beni kendine hayran bırakan bir kitap oldu.
Alışılagelmiş polisiye kalıplarından uzak olan bu roman belli bir noktaya kadar katilin başta bilinmesinden mütevellit katilin peşindeki kişi cinayeti aydınlatacak mı, katili adalete teslim edebilecek mi sorularıyla ilerler.Oysa kitap sona yaklaştığında “katil kim?” sorusu alevlenir.
Ortada eski bir öğretmen ve aynı zamanda bir yazar,bir arkadaş grubu ve iki maktul var. Esra öldürülenlerden biri. Esra’nın boğularak öldürülüp cesedinin göle atılması ve bir yıl geçtikten sonra bulunması üzerine, yazar Tufan gerçek bir roman yazma tutkusuyla cinayeti çözmeye çalışır.Onu buna sevk eden şeyse Esra’nın hayaletinin sesidir. Esra katilinin bulunmasını yazara fısıldar.Tufan her izin peşindeyken birçok kişiyle tanışır.Adım adım cinayetin sebeplerine, katile yaklaşır.Lakin görünen göründüğü gibi değildir.Sonu itibariyle ters köşe yapan roman gerilim yüklü olarak biter.
