Sarsıcı bir roman.Kralın Laneti’ni sarsıcı kılan da insan doğasının, psikolojisinin karmaşıklığında sorularla gezinmesi ve pek yüzleşmek istenmeyecek gerçeklerle gezinmesi. İyilik ile kötülüğün insana yansımasını ve nedenlerini ve sonuçlarını işliyor.Roman gerçek iyiliği soruyor.Kendini tamamlayamamış olmaktan dolayı ortaya çıkan komplekslerle yapılan iyilik midir?Kayıtsızlık,kendi halinde olmak insanı iyi yapar mı?İnsanın içinde iyilik ve kötülük varsa ikisinden biri hangi durumlarda ortaya çıkabilir?İyilik bir eksikliğin yansıması mı? Affetmek bir iyilik mi? İnsanın içindeki iyilik ve kötülük iç içe geçebilir mi ya da dengeleri değişebilir mi?
İnsanın karanlık yanının ortaya çıkışını hayli gerilim katarak anlatan bir roman.
Babasından şiddet gören zeki ve sezgileri çok güçlü olan Abel,işinden ayrılıp aile mirasıyla ülkenin kuzeyine yerleşen ve orada huzurlu bir hayat süren Joseph’in evinin önünde şiddet görmüş bir halde uyurken bulunur. Joseph bu çocuğu evine alır.Alıştığı bir düzen içinde artık bir çocuk,bir başkasının varlığı söz konusudur.Yalnızlığının dağılması,tek başınayken yaptıklarının kısa sürede iki kişilik şeyler olması ve bu durumdan hoşlanması,Abel’ın zaten o eve aitmiş gibi olan tavrı ile Joseph çocuğun varlığına alışır.Joseph zamanla Abel’ı çocuğu gibi görür ve onun verdiği cevaplardan,üslubundan bazen onun çocuk olduğunu unutur.Abel farklıdır, dürtüleriyle hareket eder,yaptığını düşünerek yapmaz.Bunları zamanla anlayan Joseph adım adım,sabrı zorlandıkça başka bir hisse teslim olur.Bu his Joseph’e iyiliği ya da kötülüğü seçtirecektir.Romanın vardığı nokta çarpıcıyken bu noktaya doğru gelişen her şey hayli gerilim içerir.
