Uzakların Yankısı

Bir yanda gelinliğin bir yanda kefenin beyazı…Bir yanda açık bir yarayla ölüm bekler bir yanda tüm iştahıyla yaşam…Bir yanda kasaba bir yanda kent…Tüm bunlar İbrahim’in dünyasında ayrı ayrı değil aslında iç içedirler ve çatışma halindedirler. Bu çatışmalar sona erer mi? Kitabın sonunda bu soru yanıt bulur.
Henüz adı verilmemişken, aylık değil henüz hayatta günlükken belinde bir yarayla yaşama tutunan bir bebek…Yaşadığına, yaşayacağına kanaat getirilince bebeğin adı İbrahim olur. Kitap anlatı üzerine inşa edilirken her bölümde karşıtlıklar iç içe geçer. Ama ne olursa olsun unutulmaya izin yoktur, hatırlanır. Anılar… Anılar…Anılar… Doğumundan itibaren hatta ana rahmindeyken bile var olma mücadelesi veren İbrahim’i geçmiş bugüne bağlar. Geçmişi hatırlamak yer yer bugüne öfke duymasına sebep olur.Bunun nedeniyse geçmişte ona yapılanı başkalarına yapmasıdır, yapmak istemesidir; özellikle yoksulluk üzerine… İbrahim çocukluğundan beri kendini konumlandırmaya çalışır, etrafında olup biteni kavramaya çalışır.
Uzakların Yankısı ile yolculuğum ve Uzakların Yankısı’ndaki İbrahim ile tanışmam çok keyifliydi.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum