Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu

Bazen derinden bir sızı hissederek bazen tam yüreğimin ortasında bir ağrı duyarak bazen de yüzüme yayılan bir tebessümle okuduğum bir öykü kitabı oldu. Hayatın içinden ve adeta öykü değil sanki roman karakteri olan kişilerle, yine hayatın içinden konularıyla her öykü çok etkileyiciydi.Hayatın içinden olarak adlandırmamın nedenleri var.Karakterler tanıdık ya da tanışma olasılığımız olan kişiler.Adeta yaşıyorlar.Diğer nedenim tıpkı hayatta olduğu gibi bazen iç içe bazen sıra sıra yaşanan acıyı, mutluluğu,umudu umutsuzluğu,ayrılığı kavuşmayı yansıtmaları.Bir başka neden de hayatın en çok acı ve en gerçek olan yanını ağırlıklı olarak işlemesi;ölümü.Ayrıca hayatta olduğu gibi bazen en acı olanın içinde ya da etrafında bulunan ya da en acı olan bir şeyin üzerinden zaman geçtikten sonra hissedilen komik bir yanı görmesi ve yansıtması.Bunlar kitaptaki on dokuz öyküyü gerçek,hayatın içinde kılan ayrıntılar.
Öykülerde genel olarak birinin yokluğu ve o yokluğa bir şeyi,bir başka şeyi koyma çabası ya da o yokluğun boşluğunun yaşanması var.Bazen bir annenin yokluğunda annenin yerine koyulmaya çalışılan insanlar,bazen ölen bir kocanın boşluğunu doldurması için eşinin yerine konulan bir kuş…İşte bu öykülerden biri “Remzi .“Derinde bir acıyı saklayan ama benim her paragrafında tebessüm etmeme sebep olan bir öyküydü.
Bir kişinin varlığındansa yokluğun,fakirliğin hastalığın,cümle sıkıntının dertten sayılmayışını anlatan Vecdi Çiçek Açtı öyküsü, birinin etrafındaki insanların hayatlarını nasıl etkilediğini anlatan, yine bir acının içinde tebessüm ettiren bir öykü..
Anısı acı izlerden oluşan Nurşen’in hikayesinin anlatıldığı Kimlikte Nurşen öyküsü kitapta en çok etkilendiğim öykülerden biri oldu.Adı kimliğinde Nurşen Durmuş yazan birinin Ayşen Durmuş oluşunun sızı dolu hikayesi… Sevgisizliği,istenmediğini bilmenin ne ağır bir duygu olduğunu vurgular.
İçimi yakan bir öykü de Fehime Halamı Kaybedip Tekrar Bulduğumuz Gün öyküsü oldu.Kitabın ilk öyküsü kitaba adını veren Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu.1308 rahmetliye ait bir koleksiyon ile kitaptaki öykülerin genelde bahsettiği konudan bahseder;ölümden.
Berhudar Olayım Necmi Enişte öyküsünde trajik olan bir hikayeyi yer yer gülümseyerek okudum.Her öykü bitiminde yazarın usta kalemi için,hem karakterleri hem işleyişi hem de kurgusu adına “hayata ne kadar benziyor” dedim.
Kırık dökük bir öykü “Çatlak.““Son Attığın Kartopunun İçine Taş Sakladığını Bilmiyordum “ öyküsü kısacık ama ihanetin tüm ağırlığını ve ayazını hissettiren bir öykü.Son öykü kitabın en ağır öyküsü.Yazarın vefat eden eşine ithaf edilmiş. Evet kırk mum hikâyesi… Yaşayan bilir 39 mum sönmez bu bir yalan.
ALINTI
Acıyı çekerken çekiyorsun,anlatırken gözyaşların senden önce konuşuyor.Yıllar içinde alışıyorsun,her geçen gün daha çok alışıyorsun.Bir zaman sonra başkasının hikâyesi gibi anlatmaya başlıyorsun,sanki sen yaşamamışsın,sanki sen çekmemişsin gibi.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum