Uzakların Şarkısı

Roman üç bölümden oluşuyor.İkinci bölüm romanın ana hattı. Üçüncü bölümse soluk soluğa okunuyor ve sonu bakımından hem çarpıcı hem hazin hem huzur dolu.
Gelecek,an,aslında zaman,aşk ve dostluk üzerine yazılmış en etkili romanlardan biri. Romanda sadece bunlar mı var,hayır.Sırlar, kehanetler,entrika, siyaset,cinayetler , muskalar,devlet içinde devlet…Tüm bunlar masalsı bir dille,büyülü gerçekçilikle anlatılırken roman her sayfasında ya bir aşkla ya bir macerayla ya bir sırla adeta kendine bağlıyor.
Delhi’den İstanbul’a, Kars’ın ücra bir köyünden Galata’ya,bugünden ta 1750’ li yıllara uzanan yahut 1750’li yıllardan bugüne uzanan bir hikayeye sahip.Zira bu romanda zaman dehlizlerle,aynalarla ,sırlarla,mistik ögelerle kendi anlamını yaratıyor.
Her karakteriyle kendine hayran bırakan roman çağlar arasında güçlü bir bağ kuruyor.
Turuncu rengine yüklenenler çağdan çağa bağlanıyor.Eylül karakterinin ayakkabısının rengi olan turuncu tılsımlı bir kapıdaki turuncu rengine, ruh tababeti Ruhsar’ın şifahanesinde kalan İpek Böceği karakterinin saçlarındaki turuncu onun kaldığı odanın turuncu rengine ve nihayetinde her şey turuncu yağmurlara güçlü ayrıntılarla bağlanıyor.Neden turuncu böyle bir simge, elbette bunun bir manası var.
Sular Üstende Gökler Altında romanında bulunan bir kurbağa metafor,bir simgeyken bu romanda bir papağan bulunuyor.Fakat bu defa bir hayvan yazarın kaleminde simge değil bir kilidi açıyor.Romandaki yazar Bünyamin için yazamadığı romanına ilham oluyor.Aslında ilhamdan öte papağan kendi hayatını anlatıyor.O hayat ki dostlukla,aşkla, tılsımla ve türlü cefa ile dolu.
Hint sarayında kendilerinden aman diye bahsedilen ilimkar, kimyaya düşkün,beş lisan bilen,türlü silahlar icat eden,uçarı Gülbadem ve sözünü esirgemeyen hazır cevaplarıyla,yaptıklarıyla herkesi çileden çıkaran papağan Zencefil,İstanbul sarayına geldikleri ve İstanbul’a adım attıkları andan itibaren bir macera içine düşüyorlar.Hem mistik hem gerçek hem ürküten hem de aşkın bulunduğu bu macerada gitgide dost oluyorlar,gitgide olgunlaşıyorlar.
Karşılaştıkları kişiler onların hayatlarına sırlar izler verirlerken onlar da o kişilerin hayatlarında adeta dönüm noktası oluyorlar.Sadece insanların mı,hayır. Fülfül’ün de.Fülfül,kişiliğiyle beni romanda en çok şaşırtan karakterlerden olan Ruhsar’ın papağını.
Her gün yeni cinayetlerin işlendiği,içinde Galata’nın kargaşasının olduğu ,Gülbadem ve ustasından yeni silah üretiminin beklendiği günler akıp giderken,aslında kendini kayboldukları kişilerde arayanların hikayelerini İstanbul adım adım dehlizlerine yazıyor .
Kars’taki Besti Nine , yazar Bünyamin,Bünyamin’in sevgilisi Eylül,Gülbadem , Sunullah Efendi,İpek Böceği,papağan Zencefil ve Fülfül,Ruhsar ve içindeki birçok karakter ile hem büyüleyici hem şaşırtan hem heyecan dolu hem de katmanları olan,alt metni kuvvetli bir romandı.
Biri papağan biri insan iki dost.Biri geleceğe gitmek biri anda kalmak isteyince yolları ayrılıyor.Bu yol öyle bir yol ayrımı ki an ve gelecek eşiğinde gerçekleşiyor.Neden bu yol ayrımı oluyor ve sonra bir araya gelebilecekler mi?

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum