Zamanın insafına kalmış bir noktada birbirini seven bir çiftin hikayesi…
Irkçılık,insan aklının ve vicdansızlığının yaptığı bu dünyanın başına gelen en büyük kötülüklerden biridir.Yaradılış özellikleri, doğum yeri kişinin tayin edemeyeceği bir şeyken, bunlardan dolayı,hiçbir üstünlüğü olmadığı halde başka insanlar tarafından hor görülmeye,işkenceye, dışlanmaya,iftiraya maruz kalmak ve hatta öldürülmek ne acıdır .Siyahiler,ırkçılık sorununu en çok yaşayanlardır.Hem de çok yakın tarihe kadar ve hatta günümüzde bile.Bu konu otobiyografik,yarı kurgu,kurgu vs olarak edebiyata sıkça taşınmıştır.Aklıma gelen ilk kitaplar Frederick Douglass’ın Yaşam Öyküsü,Bülbülü Öldürmek,Bir Amerikan Evliliği,Nickel Çocukları. Sokağın Dili Olsa romanı da bu konuya eğilirken çok yakın bir tarihte geçer,1970’lerde.Amerika Harlem bölgesinde bir siyahinin sadece siyahi olduğu için tutuklanabileceğinin altını çizer.
Asıl adı Alonzo olan Fonny bir iftira neticesinde hapse girer. Asıl adı Clementine olan ama herkesin Tish dediği Fonny’nin sevgilisi hamiledir.Fonny,baba olacağını hapisteyken öğrenir.Fonny,Tish ile bir hayat kurma aşamasındayken hapse girer.Daha çocuk yaşta birbirini tanıyan, aşklarının kökü çocukluklarında bulunan Tish ile Fonny için zor günler başlar.
Tish’in ailesinin hem Tish’e hem de duruma karşı verdikleri destek,durum ne kadar zor olursa olsun aile olabilmeyi başarmaları etkileyicidir.Fakat Fonny’nin ailesi için aynı şeyi söyleyemem.
Birbirini seven,aşkları için mücadele eden çiftin gerek Fonny’nin aklanma çabasında gerek bu çaba esnasında ve suçlamanın merkezinde gördükleri ırkçı yaklaşım can acıtıcıdır.Aşk,onlar için aynı zamanda uğruna mücadele edilecek zorluklarla dolmaya başlar.O zorluklarla mücadele ederler.Tish, başından beri sevgiye güvenerek hareket eder ve bu tutumundan hiç vazgeçmez.
Roman insan haklarını fedakar,uğruna mücadele edilen bir aşk ekseninde işler .
Yazar,bir başka romanı olan Ne Zaman Gitti Tren romanını İstanbul’da yazmıştır.
