Vatan yahut Silistre

Merkeze tiyatro oyununu koyarak,biraz Namık Kemal’den,biraz da dönemin siyasi hayatından,birkaç dönemi kapsayacak Osmanlı tiyatrosundan ve birkaç ayrıntıdan bahsedeceğim.Anlatımım daldan dala olsa da aslında her ayrıntı Namık Kemal’de buluşacak;kronoloji olmadan yazardan,eserden ve yazarla bağlantılı olarak Osmanlı tiyatrosundan bahsedeceğim.
Namık Kemal dendiğinde aklıma ilk gelen vatan,hürriyet,tiyatro ve mizahtır.Mizah yönü neden çok dillendirilmez,bilmiyorum. Osmanlı’nın ilk mizah mecmuası Diyojen ‘in kurucularındandır.Abdülaziz’in mecmua için“nasılsa uzun sürmez”tahmini yanlış çıkar ve mecmua üst üste baskı yapar.Namık Kemal’in Diyojen ve Hayal’de mizahi şiirleri çıkar.Kelime oyunlarıyla,mantıkla devrin sansüründen dizelerini kaçırır.Abdülaziz döneminin Tanzimat’ı yıkan,padişahı israfa sürükleyen paşası Nedim Paşa’yı,aç bir kediye benzettiği ve kedinin hırçınlığını kullanarak sade bir dille paşanın iktidardan düşüşünü anlattığı şiiri edebi bir hicivdir.
Biraz oyundan bahsedeceğim.Hem Osmanlı tiyatrosu hem de Osmanlı siyasi hayatı için önemli bir metindir.Vatan piyesi Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda, tahtta Abdülaziz varken,1Nisan 1873 tarihinde oynanır.Genel olarak Abdülaziz tahtta bulunduğu yıllarda tiyatro sarayda parlak olmasa da Osmanlı tiyatrosunun kurulması ve gelişmesi bu dönemde olur.Böylesine mühim bir oyun Abdülaziz hükümdarlığı zamanında oynanır.1 Nisan… O gece oyuna alaka büyüktür. Oyun sonrası olanlarsa tarihe yazılır.Gösteri sonrası halk İbret gazetesi basımevine “Var olsun Kemal -i Millet”olarak başlayan bir yazı bırakır.Bu mektup – yazı gazetede yayınlanır ve İbret gazetesi kapatılır.Oyunda “yaşasın vatan”söylemine seyirciler de katılır.Namık Kemal oyun bitince uğurlanırken oyunu izleyenler “Yaşasın Kemal, yaşasın millet” diyerek bağırır,tezahürat eder.Kalabalık ayrıca “Muradımız budur “ve “Allah Murad’ımızı versin” diyerek özgürlükten yana olduklarını belirtir.Murat Efendi lehine açıkça söylenenler de vardır.Yani Abdülaziz yerine Murad’ın istendiği anlaşılır.İşte tam olarak bunun üzerine olanlar olur!
Gedikpaşa ile bağlantısı olan her yazar tutuklanır,sürgüne gönderilir.Bu, gelecekteki İstibdat Dönemi’nin habercisidir.Osmanlı siyasi hayatı için bu oyun böylesi mühim bir yerdedir.
Abdülhamid’in yeni yasasını yazanlardan olan daha sonra çeşitli mevkilerde memur olarak görev alan,akabinde hürriyet fikirlerinde hürriyet kelimesini sık sık kullanan Namık Kemal,sürgünlere yollanır.Abdülhamid ile inişli çıkışlı bir ilişkisi vardır.Fakat şairin yazdığı ve ölümünden sonra dahi etkisini sürdüren hürriyet içerikli dizeleri kendi hayatına yön verirken,hürriyet yanlılarının da coşkularına yön verir,coşkularını perçinler.Dizeleri aynı zamanda hürriyet adına atılan adımlarda cesaret vermiştir.Özellikle Hürriyet Kasidesi,şairin kaleminin ne denli büyük olduğunu gösterir.
Namık Kemal’in tiyatro metinlerinin ana özelliklerinden biri bir konunun genişleyerek ,budaklanmadan dümdüz yükselmesidir.Bu ayrıntı bu oyununda da bulunur.
Namık Kemal,Yeni Osmanlılar düşüncesinin savunucularındandır ve kurulan yeni edebiyatın öncüsüdür.Genç Osmanlılardan oluşan yazarlar ile Güllü Agop işbirliği içindedir;bu yazarlardan biri de Namık Kemal’dir.Osmanlı tiyatrosunun kurulumu ve gelişmesinde bazı etkenler vardır:Güllü Agop’un varlığı, Ermeniler,padişahların tiyatroya olan desteği,Tiyatro Komitesi ve Türk yazarlar.Bu yazarlardan biri de yine Namık Kemal’dir.Tuluattan yeni bir tiyatroya geçiş olan ve Batılı tarzda ilk Türk tiyatro eseri olarak kabul edilen Şair Evlenmesi,yeni açılmış olan Dolmabahçe Saray tiyatrosunda oynanmak üzere Şinâsi Efendi’ye ısmarlanır. 2.Mahmut’un özellikle Abdülmecid’in,bir nebze Abdülaziz’in ve 2. Abdülhamid’in tiyatroya ilgisi Osmanlı tiyatrosunu büyütür.Abdülmecid,müzik ve tiyatroda Batı’ya yönelmiş birçok Avrupa sanatçısını İstanbul’da sanatlarını icra etmeleri için çağırmıştır.Misal Pera Tiyatrosu bu dönemde çok canlıdır.Gelen sanatçılara hayli değerli hediyeler verilir.Tiyatro ağırlıklı olarak Ermeniler tarafından icra edilir ve Abdülmecid tiyatro için yüklü bağışlarda bulunur.1845 yılında bir ahşap bina olan dönemin en önemli tiyatro sahnelerinden biri olan Naum Tiyatro yanar. Abdülmecid desteği ile bina yeniden yapılır.Tiyatro çalışanlarına zor durumda kalmamaları için ödeme de yapılır.Yeni binasında Abdülmecid’e ait giriş ve loca bölümü yapılır.Abdülmecid halk ile birlikte opera dinler, izler. Esasen Abdülhamid döneminde saray içinde bir gelişim gösterir çünkü bir müddet sonra saray dışındaki tiyatro baskılardan nasibini alır.
Abdülaziz döneminde de tam tersi bir durum söz konusudur;saraydakindense dışarıdaki tiyatro hayli güçlüdür.Bir kesim Türkçe tiyatronun “şer’an caiz olmadığını” ileri sürse de karşılık olarak denir ki: “Padişah ve halife günahı bilmeyecek mi? “ Böylelikle gerici sesler bastırılır.Yani Osmanlı tiyatrosunun var oluşunda padişah katkısı büyüktür.2. Abdülhamid,biri kışlık biri yazlık olmak üzere Yıldız Sarayı’nda iki tiyatro kurar.Burada düzenli oyunlar yapılır ve sarayda oyuncular kadroludur.Ama bunun aksine ne ilginçtir ki Osmanlı tiyatrosu en çok yarayı Abdülhamid İstibdat Dönemi ile alır.Yine ilginçtir ki Namık Kemal’in sürgüne yollanmasına sebep olan Vatan yahut Silistre oyunu yıllar sonra 2.Abdülhamid’in hükümdarlığının ilk yıllarında pek çok kez sergilenir.
1840 yılında doğan Namık Kemal,sürgün geçmişiyle dolu bir ailenin çocuğudur ve kendisi de sürgüne gönderilmiştir.Vatan yahut Silistre,1 Nisan 1873 yılında sergilendikten sonra 6 Nisan tarihinde Namık Kemal tutuklanır,üç gün sonra ise sürgüne Magosa’ya gönderilir.Fakat sadece sürgünler yazarın kaderi değildir.Yazar,birçok defa iftiraya da uğramıştır.Namık Kemal’in Midilli’de tiyatro açtığı,memur maaşından kesip tiyatroya yatırdığı, kendi yazdığı oyunları oynattığı ve tiyatroya bir kere sarhoş gittiği söylenir.Bunun üzerine Namık Kemal(1882 yılında)bir mektup yazar.Mektubunda Hariciye Nazırı Said Paşa’yı bu iftiradan dolayı suçlar.Yazar hayatı boyunca bu ve bunun gibi zorluklarla mücadele etmiştir.
Tanzimat Dönemi yazarlarından olan,1888 yılında ölen,Akdeniz adalarında siyasi sürgün olarak dolaştırılan,“vatan şairi” olarak bilinen,millet,vatan kavramlarını ilk kez kullanan ve işleyen Namık Kemal birçok tiyatro eseri yazmıştır. Namık Kemal’in tiyatro metinlerinin ana özelliklerinden biri bir konunun genişleyerek ,budaklanmadan dümdüz yükselmesidir.Bu ayrıntı bu oyununda da bulunur.Yazarın Akif Bey,Kara Belâ,Zavallı Çocuk,Gülnihal oyunları da çok güçlü tiyatro metinleridir. Yazar,Akif Bey’i ve Zavallı Çocuk oyununu Magosa’da sürgündeyken kaleme alır ve Güllü Agop’a gönderir.Güllü Agop ise büyük bir cesaretle oynar.
Kırım Savaşı sırasında İslam Bey ve Zekiye’nin aşkı üzerinden vatan sevgisini konu olarak işleyen bu eserin ilk adı “Vatandır”.Ardından “Silistre“ adını,daha sonraysa “Vatan yahut Silistre “adını alır.Yazarın kaleme aldığı ilk tiyatro oyunu metnidir.
Tiyatro,onun için eğlencedir; ancak faydalı bir eğlencedir.Namık Kemal’in tiyatro metinlerinin bir tezi,davası bulunur.Tiyatro, toplumu eğitir düşüncesine sahiptir.Ayrıca tarih konularını piyeslerinde işler,halk hikâyelerine başka bir biçim vererek sunar.Bu duruma Güllü Agop’un yönlendirmesi etkindir;buna daha sonra değineceğim.Tanzimat dönemi romanlarında olduğu gibi, dönemin tiyatrosunda da tarih konular ve sosyal konular işlenir.Tanzimat birinci döneminde üç birlik kuralı varken,ikinci döneminde bu kural bozulur.Tarihi tema konusundan söz açmışken belirtmek isterim ki yazara ait olan Cezmi romanı,ilk tarihi romanımızdır.Yazar romantizm akımı etkisindedir.Vatan yahut Silistre oyunu da Türk edebiyatının romantik tiyatro eserlerinin ilklerindendir.İçinde tutkulu bir aşkı barındıran dört perdelik bu oyun,sloganlarla doludur.
Yazarların,Güllü Agop’un ve Tiyatro Komitesi’nin Osmanlı tiyatrosunun gelişiminde etkisi olduğundan bahsetmiştim.Bunları biraz daha açmak isterim.Güllü Agop,bizzat Şemsettin Sami,Ahmet Mithat Efendi,Namık Kemal gibi yazarlara,seyircinin yadırgamayacağı Türk-İslam şiirsel aşk hikâyelerini,gerçekçi halk hikâyelerini yazmalarını önerir.Uyarlamalarsa Türk toplumuna göre yapılır.Batı tiyatrosunu tanımayan Osmanlı tiyatrosunun seyircisini de yazarını da hazırlayan,oluşturan,büyüten başta Güllü Agop ve ardından çağdaşlarıdır.Fakat siyasi konular ve kadın erkek ilişkisi bu dönemde tiyatromuzda sansüre uğrar.Yabancı bir eserde,örnek vermem gerekirse, Shakespeare’in Hamlet oyununda kral ölür,hatta kraliyet ailesi ölür.Bunu Osmanlı tiyatrosunda bir yazar düşünemez bile.Pinti Hamit adlı bir oyun,Abdülhamid’i çağrıştırdığı için sansürlenir.Aziz Ağa oyunu duyurulur fakat Abdülaziz’i çağrıştırdığı için gösterimi iptal edilir.Güllü Agop ve çağdaşları ile Türk yazarlar,bu kısıtlamalarla Osmanlı tiyatrosunu var etmiş ve geliştirmişlerdir.Sarayın tiyatroya desteği kadar engeli de olmuştur.
Osmanlı tiyatrosunun gelişimine bir diğer etken olan Tiyatro Komitesi konusuna değineceğim.Türk yazarların işbirliği ile Tiyatro Komitesi kurulur.Kuruluşunun üzerinden iki ay geçmeden Namık Kemal,Vatan Yahut Silistre oyununu yazar.Komitede Raşit Paşa,Namık Kemal,Ali Bey,Halet Bey ve Gullü Agop bulunur.Kurul,oyun metinleri üzerinde çalışır.Dönemin en çok tartışılan konusu,Ermeni oyuncularının varlığından dolayı telaffuz sorunudur.Bu yüzden Namık Kemal ile Ali Bey, oyunculara telaffuz dersleri verir.Bu komite,dil gibi birçok konuda Osmanlı tiyatrosunu geliştirmiştir.
İlk büyük gazetecimiz de diyebileceğimiz mahlası Namık olan,esas adıysa Mehmed Kemal olan yazar,aynı zamanda yeni düz yazıyı icat edendir.Yani edebi nesri başlatandır.Divan edebiyatındaki düz yazının süslü anlatımından uzak bir düz yazıyı benimseyip,kullanmıştır.
Namık Kemal,tiyatroyu edebiyatın en büyük kısmı olarak tanımlar.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum