Taş Uykusu

Roman,toplum meselelerini,bireyin sorunlarını bir şehir otobüsünün yolcuları üzerinden anlatır.Otobüste yolculuk yapan insanların düşünceleri aktarılırken,  kendi dünyalarında kendi hayatlarını düşünmeleri, akıllarından geçirdikleri anlatımda  yer alır.Otobüsteki insanların kendileri dışındaki yolcular hakkında düşündükleriyle de toplumdaki önyargı meselesi irdelenir.Bilinç akışı her zaman beni zorlamıştır ki bir de şahıs kadrosu çok olunca kitap kısa da olsa beni hayli zorladı.
Elli bir durağa uğrayan otobüste kimler mi var?İşteki ilk gününe giden,şiddet gören kadın,sapık, dindar,öğrenci,gazeteci,yeni evli bir adam,karnı aç olan,sevgilisiyle problemi olan,çingene,polis olmak isteyen,haksızlığa uğrayan…Sen,ben aslında herkes …Bu kişilerin tek bir ortak noktası var.Hayatlarında birtakım durumlara maruz kalmaları.Peki bu kadar insanın ayrı ayrı maruz kaldıkları durum,kendi psikolojilerini tetiklerse ne olur?
Kitap belli notalarda rahatsız eder.Bazen diliyle,bazen anlattığıyla,bazen karakteriyle.Zaten amacı da budur: Rahatsızlık vermek.En çok bu ayrıntıyı beğendim.Zira bazen rahatsızlık duymadan derin uykudan,yani kitabın adı olan taş uykusundan uyanılmaz.
Kitapta Türkiye’nin hayli yakın tarihlerde yaşadığı hadiseler yer alıyor;Hrant Dink cinayeti ve cenazesi,Bilge Köyü katliamı gibi.Konu açılmışken,Şişli’de ne zaman Sebat Apartmanı önünden geçsem,kaldırımların tuttuğu zabıta derinden bakarım.Tekrar romana dönüyorum.
Roman özellikle son yıllarda var olan toplumdaki iletişimsizliğe ,tahammülsüzlüğe, şiddete,mutsuzluğa,sığlaşmaya ve buna bağlı olarak doğan duyarsızlığa farklı bir pencereden bakar.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum