Recaizade Mahmut Ekrem ve Mahmut Yesari…“Eyvah” diyeceksiniz.Japon edebiyatı ve Recaizade Mahmut Ekrem’le Yesari ne alaka?“Tamam,daldan dala anlatımı ve bir yerde anlattıklarını bağlamayı seviyorsun da,bu olmadı” diyebilirsiniz.Ama ben bir bağ kuracağım.Evet Recaizade Mahmut Ekrem,Kenci Miyazava’nın büyükbabasıdır. Tabii ki şaka.Başlıyorum. Recaizade Mahmut Ekrem Buffon ‘un “Üslup insandır “ sözünü kafiyelendirmiş olarak tercüme eder:“Üslubu beyan aynıyla insandır.”Her yazarın,her insanın bir üslubu vardır.Yazarlarımızdan Mahmut Yesari de bir yazarın üslubu ile doğduğunu belirtir.Sonra ekler “üslupçuluk bir doğuş kuvveti olmakla beraber çok tehlikeli bir cambazlıktır.Bu kuvveti maharetle kullanmak lazımdır.” Şimdi tam olarak kuracağım bağ başlıyor.”Üslubu beyan aynıyla insandır “ ve “bir doğuş kuvveti olan üslubu maharetle kullanmak lazımdır” sözleri Kenci Miyazava ‘nın kalemi için en iyi tanımlardan biri olur. Yazarın kalemi metafor yüklüdür.Bu kitabında çıkılan yolculukta ölüm,hayat,dostluk mutluluk,yaratan metaforlarla işlenir.Bu kavramları yazar gibi işleyen başka bir kalem yoktur;bu da onun üslubudur.Yine yazarın üslubunu oluşturan,yani Yesari’nin dediği gibi cambazlık yaptığı alan galaksidir,yıldızlar ve uzaydır.Kullandığı bu alanlarla ve bunlara yüklediği manalar eserlerinde yıldızlar ve gökyüzü yazarın adeta imzasıdır.Bu mekanlarda,anlatımlarıyla öyle bir cambazlık yapar ki kendine hayran bırakır.
Katmanları olan bir hikayeye sahip olan kitap,bir çocuk kitabından fazlasıdır .kitap hayli hüzünlüdür ve hüzünlü biçimde biter bir o kadar da Giovanni ‘nin rüyasında birlikte yolculuğa çıktığı arkadaşı Campanella’nın gerçekten nerede olduğunu ölümü vurgulayarak sorgulatır.
İçine kapanık,yalnızlığından dolayı kendine ait bir hayal dünyası olan Giovanni,Yıldız Festivali kutlamalarında okul arkadaşları tarafında zorbalığa uğrar.Bu zaten sıklıkla karşılaştığı bir durumdur.Herkesten uzaklaşarak hayranı olduğu gökyüzünü izlemeye başlar. Bu esnada galaktik bir seyahat yapan tren ona doğru ilerler ve trene hiç düşünmeden biner.Arkadaşı Campanella’da trendedir.
Samanyolu yolculuğu başlar.Bu yolculuk Giovanni’nin bir rüyasıdır.Kendini gerçek hayatta yalnız hisseden bir çocuğun hüznü,yalnızlığı mutluluğa dönüşür .Fakat mutluluk bir noktadan sonra biter. Yine yalnızlık gelir.Bu noktada yazar, gerçek mutluluğun olmadığını vurgular.Kitap ölümün, dostluğun,mutluluğun ne olduğunu sorgular.
ALINTILAR
Doğru yolda ilerlerken, karşılaşılan zorlukların ve tecrübe edilen tüm iniş çıkışların her biri, aslında bizi gerçek mutluluğa yaklaştıran birer adımdır.
