Yazar,bir dönem öğrencisi olduğum Özdemir Nutku’nun eski eşidir.97 yılında okuduğum kitabı tekrar okumak, keyifliydi.Şu anki yaşımla kitabı elbette farklı kavradım.Tante Rosa,sirkte,rahibe okulunda ,evlilikte,evinde çocuklarıyla olamayan, eşleriyle evliliği sürdürmeyen,çirkin olan bir şeyi tekrar etmeyen,hayatta tutunamayan ama her defasında kendi içine tutunan,her kavramın anlamını bulacağına ve öyle yaşanacağına inancı olan bir kadındır.
Evinden ilk çıkıp gittiğinde,kilise tarafından aforoz edildiğinde onu nasıl bir hayat bekler? Yaşlandığında onu bekleyen bir sefil gibi ölmek mi,yoksa mutlu bir hayat yaşayıp ölmek mi,yoksa hiçbir şey midir ?
Birbirine bağlanan on dört hikâye, Almanya’da bir kasabada Katolik inancıyla yetişen Rosa’nın hayatını kâh ironi,kâh kederli bir dille anlatır. Toplumla olan çatışması kadar kadınlık içgüdüsü ile toplumun beklentileri onun iç dünyasında da bir çatışma yaratmıştır.O,içindeki sesi dinler.Bu noktadaysa bir kadın olarak bireyliğini inşa ederken toplumla çatışması ve bu çatışma sonrasında bedel ödemesi başlar.
Hayal kırıklığı,düşlediklerinin olmaması Rosa’nın hayatının özetidir.Tante Rosa yenilir ama dener,her defasında sınırlandırılmaya karşı durur,toplumun değerlerine başkaldırır.Çirkinlikleri tekrarlamaktansa enayi başlangıçlar yapmayı tercih eder.Evet,sonuç değişmez.Yenildikçe yenilir.Fakat Tante Rosa ısrarcıdır çünkü yaşama karşı iştahlıdır.Ters giden her şeye karşı “bulurum bir yolunu”hissini taşır. Çocukluğu Birinci Dünya Savaşı yıllarında geçer.Çocukluğundan beri toplumun ideal kadın tanımının dışındadır. Kendi hayal ettiği dünyada güzel olan her şeye inanır,acısı vardır ama acının hayatını sarmasına izin vermez.Her zorluğa mizah ile dayanır.Ataerkil düzene karşıdır.Art arda düşbozumu yaşayan Tante Rosa’nın hayatı yazar tarafından ironi ile anlatılır.Tante Rosa,ikilem içinde olan bir karakterdir.Sizlerle Başbaşa adlı dergiden yola çıkarak her kadının prenses olduğunu düşünür ama o,bir prenses olarak davranmaz.On bir yaşından ölümüne dek uzanan Tante Rosa’nın hayatı etkileyicidir.
ALINTILAR
İnsanları sevmemeye başladı mı insan, insan gibi yaşamayı da sevmemeye başlıyor.
Savaşlar eksilmiyordu,önce babalar eksildi,sonra ağabeyler eksildi,savaş eksilmedi.
