
Sanat tarihçisi,yaratıcı dramanın Türkiye’deki ilk temsilcisi ve eğitimde yaratıcı dramaya ömrünü adamış İnci San’ın,Yaratıcı Drama ve Müze kitabı,hem konu ile ilgili bir kaynak hem de konuyla yakından uzaktan ilgilenenler için keyifli bir kitaptır. Geleneksel Türk Tiyatrosu incelemeleri,kitabın ilk sayfalarını oluştururken tiyatro ve drama arasındaki farklar ilerleyen sayfalarda kapsamlı bir biçimde ele alınır. Yaratıcı dramanın tarihçesi işlenirken,1911’ler ardından 1970’lerde Dorothy Heathcote’ın drama anlayışı,dramayı yeniden tanımlamaya girişmesi ve drama ile eğitim arasındaki ilişkiyi irdelemesi, ardından yaratıcı dramanın Türkiye’ye girişi,ilk zamanları ve gelişim süreci aktarılır.Ardından yaratıcı dramanın yararlarından olan;drama ile edinilen bilgilerin ezbere dayalı,kuramsal bilgilenme olmadığının,çeşitli disiplinlerden gelen bilgilerin kullanılarak,yaparak ve yaşayarak öğrenmeye dayalı olduğunun altı çizilir.Yaratıcı dramanın tiyatro ve oyunculuk olmadığı açıklanır.Yaratıcı dramada bir şeyi sahneye koymanın hedef olmadığı, önemli olanın süreç olduğu belirtilir.Yaratıcı dramada yanlış yapma korkusunun yer almadığı vurgulanır.Kişinin kendi bedenine,duygularına,düşüncelerine ve çevresinde olup bitenlere karşı bilinçlilik kazanması amaçlarından olan yaratıcı dramanın özellikleri sık sık kitapta yer alır. Psikodrama yaratıcısı Moreno’nun kuramları açıklanır.Psikodramanın özneyi önemsemesi,bilişselliğin özneye yüklenmesi,yaratıcı dramınınsa toplumsal bilimsel olgulara yönelik oluşu,sosyo- psikolojik olması, toplumdaki olay,olgu ve oluşumları irdelemesi, öznelliğin,özgünlük ve özgürlük açısından önemli oluşuyla psikodrama ile yaratıcı drama arasındaki farklar kitapta anlatılır.Yaratıcı dramanın özelliklerinden olan anlar yaratmak, yaşatmak,belli kurallar içinde özgürce temalar, kavramlar seçmek ve bunları o an için, orada yaşama geçirmek ile ön yargılardan kurtulmanın bir yolunun da altı çizilmiş olur.
Eğitsel boyutta uygun olan ders malzemesini yaratıcı drama ile yani öğretme sürecinde ya da salt dersleriyle ya da tiyatroyu izleyici dahi olsa bilinçli izleyici oluşturma amacıyla kullanılan yaratıcı dramanın sosyokültürel,estetik bir eğitimle aktarılışının tanımı yapılır.Böylelikle bir sanat ve kültür eğitimi oluşunun yine altı çizilir.Kişiye verilen bilgileri yaşama geçirmesi,yaşayarak öğrenmesi yaratıcı dramanın amaç ve özelliğidir ve böylelikle hem eğitim hem de insanı çağcıl kılma sonucuna ulaşır.Bu doğrultuda yaratıcı dramanın nasıl uygulanacağına dair kitap ipuçları barındırır.Deneyimlerden yola çıkarak yapılan çalışmalardan bazı görseller de kitapta yer alır.
1966 -72 yılları arasında tek tek tiyatroların izlenme yoğunluğu,aile ve öğrencilerin tiyatro izleme dağılımı,kitle iletişim araçlarında izlenme ve turne sayıları doğrultusunda 72 yılına göre geliştirilen öneriler de kitapta bulunur.Teknolojinin gelişimi ile sanatın paralelliği çok özel tahliller ile sunulur.Sanat eğitimi,yaratıcılık üzerine yazılmış yazılar aydınlatıcıyken,dramanın etkileşim ile bağı,oyun kavramı, okuldaki tiyatronun öğrenci,sanatçı, öğretmen açısından değerlendirilmesi ve tüm bu başlıklar sonundaysa okullardaki dramanın öğrenciler üzerindeki olumlu etkileri incelenir.Ardından bu konu hakkında daha fazla ne yapılabilir sorusu üzerinde durulur.Yaparak ,yaşayarak öğrenmek düşüncesinden yola çıkarak,bölüm çok güzel bir öneri ve görüşle biter; “Sonuç tiyatronun okullaştırılmasını değil okulun tiyatrolaştırılmasını getirmelidir.” İnci San’ın Türkiye’de öncüsü olduğu alan yaratıcı dramanın anlatıldığı bölümler bu alana ilgi duyan,bu alanı meslek olarak yapmak isteyen ya da ezberci eğitim sistemini reddeden herkesin okuyarak faydalanacağı bölümlerdir. Dramanın tanımını, yaratıcı dramanın tanımını ve yaratıcı dramanın önemini anlatan bölümler kitabın konularıdır. Öğrenmenin yaşantısal olmaktan çıkıp ezbere dayanan öğrenme yerine, öğrenme süreçlerine duyuşsallığı,düşlerin gücünü,inceleme yetisini,düşlerini devreye sokarak bilgileri içselleştirmesini sağlar.Bu anlamda yaratıcı dramanın önemini vurgular.Bireyin konu ya da konuları grup için etkileşim yoluyla ve yaşayarak öğrendiği yaratıcı drama,kitap boyunca özellikleri ve yararlarıyla yer bulur.Eğitim için bugüne kadar okuduğum,duyduğum en güzel tanım kitapta bulunur;“bireyin beyinsel alabilirliğini genişletmek.” Yaratıcı dramanın ne olduğu tanımıyla devam eden kitap,neden yaratıcı dramanın eğitimde yer alması gerektiğini ayrıntılı bir biçimde aktarır. Öykülenmenin olmadığı,bir şeyi olduğu gibi kabul etmenin yer almadığı yaratıcı drama üzerine yazılmış kitapta birçok sanat estetiği yer alır.İnsanın yaratıcı etkinlik ve edimlerinin ürünlerini ve doğanın ürünlerini toplayan,saklayan , koruyan,bunlar üzerinde bilimsel araştırmalar yapan ve değişik bakış açılarıyla sergileyen kurum ve ortamlar olan müzelerin eğitim öğretim programlarına girişi, eğitim ve öğretimdeki yeri incelenirken, müzelerin öğrencilere gezdirilme biçimine San,olması gerektiğini düşündüğü bakış açısıyla anlatır. Yaratıcı drama ve müze,yaratıcı drama çalışmalarının neden müzelerde de yapılması gerektiği ve nasıl yapılabileceği kitabın konularındandır. Geleneksel müze gezdirme yerine yöntem olarak yaratıcı dramanın devreye girmesi ve böylelikle sergilenenlerin içselleştirilmesi, müze gibi sosyokültürel değer taşıyan ortamlarda yaratıcı dramanın varlığı Müze ve Drama başlığı altında ele alınır.Müzelerin eğitim ortamı olarak değerlendirilmesinin altını çizen İnci San, çocuk müzeleri hakkında fikirlerini paylaşır.Kitabın bu bölümünde San’ın etnografya müzesinde yapmış olduğu bir drama çalışmasından bahsedilir ki,kitabın en kıymetli bölümlerinden birini oluşturmuş olur .
Neyin,nelerin nasıl kazandırıldığı önemli olan yaratıcı dramanın eğitim ile ilişkisinin altı çizilir. Kitap,her zaman bireyi değil grubu gözeten,tiyatro sanatından yararlandığı kadar başta görsel sanatlar olmak üzere diğer sanat dallarından da yararlanan yaratıcı dramanın duyuşsal , bilişsel kazanımlarını, anlatım oyunlarıyla, bir eğlence çerçevesinde yaşayarak gerçekleştirmesi nedeniyle kazanımların kalıcılığından bahseder.