ATLIKARINCA

Emine Işınsu, henüz doğmamışken edebiyatımızda adı geçen bir yazardır.Yazarın annesi Zorlutuna,Bir Devrin Romanı kitabında “Kars’ta bir ışık gibi,Işınsu hayatımıza doğdu” der.Yazarın sıklıkla kullandığı cümle bitimindeki iki nokta bu romanında da sıklıkla yer alır.On yedi yaşındayken İki Nokta şiir kitabını yayınlar bilemiyorum; bu kitabın ismiyle çok sevdiği iki nokta kullanımı arasında bir bağ var mıdır?

Entelektüel ve aydın.Çok sık karıştırılan iki kavramdır. Entelektüel bilgiye dayanan aklını kullanan kişidir.İnsan,doğa,evren ile ve birçok kavramla ilgili düşünceler üretendir.Ürettiklerini imgelerle anlatır. Entelektüel kişi, bir öğrenimi olan,zihinsel becerilerini geliştirmiş,bu becerileri kullanan ama çok fazla eyleme katılma gereği duymayan biridir.Aydın kavramı ise aslında münevver olan anlamındadır.Yani aydınlatandır.Aydın,aydınlanma dönemi felsefesi düzeninde düşünen, düşünce üreten ve davranan kişidir. Yani entelektüel kişinin aksine eyleme geçer. Amacı doğaüstü ilkelerden uzak,yaşadığı dünyada insandan kaynaklanan ve insan için olan bir yaşam kurmaktır.Çevresi için vardır.Bu bağlamda içinde hümanistlik barındırır.Eşitlik kavramı üzerinde durur. Aydın kişi için tüm insanlar birdir.Belirttiğim gibi entelektüel den farkı bilgi kadar eyleme önem vermesidir.Aydın kişi bilgiyle beraber bir eylem içindedir. Neden bu iki kavramdan bahsettim,açıklayacağım.Roman aydın kesimden bahseder fakat sözde aydın kesimden bahsetmektedir.Bu sözde aydın kesim birçok romana konu olmuştur.Çünkü Tanzimat’tan bu yana birçok dönemde bu topraklarda içi boşaltılmış biçimde aydın kavramı var olmuştur ve edebiyata da bu biçimiyle yansımıştır.Halktan uzak, halktan kopuk,bazen halkı aşağılayan sözde aydın kesimi, bazen çıkarlar doğrultusunda, bazen batılılaşmanın yanlış anlaşılmasıyla, bazen olması gereken aydın niteliklerini taşımadan kendine yer açma çabasıyla kavramın özünde bulunan hümanizmden,kavramına manası olan münevver olmaktan uzaklaşmıştır. Roman sözde aydın kesime bir eleştiri barındırır.

TRT’ye dizi olarak çekilen Atlıkarınca, aydınlar ile alay ediyor gerekçesiyle yayınlanmamıştır.80 sonrasının atmosferinde, Özal’ın başbakan olduğu dönemde,Ankara’nın siyasi hayatının fonunda geçen Atlıkarınca romanı Nurgün, Merve, Mehtap karakterleri gözünden kadın erkek ilişkileri,insan ilişkileri ile birlikte feminizme de yer verir ve feminizme bir eleştiride bulunur.Nurgün karakteri ile kadınların yaşadığı sorunlar ele alınır ve aynı zamanda kadın erkek ilişkisi özellikle bu karakter aracılığıyla işlenir.

Düşüncelerinde derinlik barındırmayan,olması gereken aydından farklı olarak yaşadığı çevreye, dünyaya faydası olmayan sözde aydın kesiminin YÖK Başkanlığı için oluşan kulislerdeki profilini çizer.

Yazar,karakterlerin iç dünyasını incelikle yansıtır,anlatımı toplumsal sorunları ele alırken gerçekçidir.Atlıkarınca da bu özellikleri taşır.Yine Emine Işınsu’nun sık kullandığı diyalog bu romanında da mevcuttur.Roman aslında tiyatro oyunundan uyarlanmıştır.Yazarın toplumsal eleştiride bulunması, insan ilişkilerine farklı bakış açısı,toplumdaki iki yüzlülük,birey ve toplum ilişkisi vb. konuları işlemesi bu romanında da gözlemlenmektedir.Ayrıca aydın kavramının içinin nasıl boşaltıldığı işlenirken,Ankara’nın siyasi atmosferinde akademinin iç yüzü ve hırsları da ele alınır.Yazarın eleştirel bakış açısı bu romanında da bulunmaktadır ve yine yazarın kaleminin özelliklerinden olan iç konuşmalar yer yer bu romanında da kendini gösterir.

80 darbesi sonrası oluşan,sözde milliyetçi aydın kesiminin, sadece eleştiren bir profil yapısında oluşuna direkt eleştiride bulunur.Bu kesim aslında belirli bir çevre içinde o çevre ile hareket eden,çıkarlar uğruna yaşayan kişilerden oluşur.

Yazar,tasavvufi kişiler hakkında eserler vermiştir. Yazar bu romanında da Merve ve Nurgün gibi karakterler aracılığıyla tasavvuf felsefesine az da olsa yer verir.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum