Tolstoy,1880’den sonra Hristiyanlıktaki ruhun ölümsüzlüğü düşüncesini,Ortodoks Kilisesini ,her türlü siyasi iktidarı yadsıyan Hristiyanlık anlayışı geliştirmeye başlar.Bu döneminde İvan İlyiç’in Ölümü’nü yazar keza Hacı Murat ,Diriliş kitapları da bu dönemine aittir.Tolstoy,Ortodoks Kilisesi tarafından kullanılan geleneksel terimleri gerçekçi terimlerle,kelimelerle yer değiştirerek kullanır.
Yazar,genelde bir şeyi ismi ile anmaz.O şey ilk defa algılanıyormuş misali,bir olay ilk defa yaşanıyormuş gibi aktarır.Böylelikle yabancılaştırmaya ulaşır.Yabancılaştırmayı da eserlerinde sürekli kullanır.İki eş anlamlı sözcüğü kullanarak yabancılaştırma da yapar.
Tolstoy’un kullandığı en genel teknik nesneleri isimleriyle kabul etmemesidir.Yabancılaştırmada varlıkları ilk kez görüyormuş gibi yapması da özelliklerindendir.Kişileri arasındaki ilişki ise akrabalık bağlarından oluşur.Yazar birbirinden farklı gruplarda yer alan kişileri pek anlatmaz ya da bunu çok az kullanır.
Genel bir anlatımdan sonra elimden geldiği kadar kitaptan bahsedeceğim.Ölüm üzerine yazılmış en güçlü romanlardan biridir ve aslında aynı oranda yaşam üzerine yazılmış en güçlü romanlardan biridir.İçsel bir dönüşüm eşliğinde ölümün gerçekliği,yaşamınsa ne kadar geçici olduğunu aktarır.Ölüm ve yaşamın anlamını sorgulayan İvan İlyiç,yüksek rütbeli bir yargıçtır.İlk olarak bir türlü teşhisi konulamayan,ardından her doktorun farklı teşhis koyduğu ölümcül bir hastalığa yakalanır ve sonra ölümle yüzleşir.Bir o kadar da hayatı ile yüzleşir.Bu yüzleşme hayatın boşluğunu anlamasını sağlar.Kaçınılmaz dönüşümse bu noktada başlar.Bu dönüşüm esnasında yaşadığı toplumun yüzeysel,sığ,sahte değerlerini fark eder ve gerçek değeri keşfeder.Süreçte gördüğü şeylerden biri insan ilişkilerinin de yüzeyselliğidir.
Bir manevi arayış kitabi olan İvan İlyiç’in Ölümü,psikolojik derinliğe sahipken,felsefe içeren bir romandır.
Sosyal,iyi huylu,canlı,akıllı ve kibar bir adam olan,insanlarda saygı uyandıran,evliliğindeyse mutsuz olan İvan İlyiç’in hastalığı ve ölmek üzere oluşu etrafındaki kişilere mevkiinde açacağı boşluğu, kendisinden kalacak maaşı düşündürür.Etrafındakiler çıkarlarını düşündükçe İvan İlyiç samimiyetsizliği,yalanları görür. Çektiği zorlu ağrılar eşliğinde ölürken,ölüm hakkındaki düşünceleri hayli etkileyicidir.
