DÖRT KÖŞELİ ÜÇGEN

Yazarının “kimse iplememişti o romanı “ dediği bir kitap Dört Köşeli Üçgen.İnsanların düşüncelerini karınlarındaki gurultuları dinleyerek, gözlemleyerek anlayan, kadın ve erkeklere dair ağzıyla,ayaklarıyla,ayak tırnaklarıyla,elleriyle, baldırıyla,yanaklarıyla gözlem yapan,yanlış bir gözlemde bulunduğunda günah islemişçesine korkan, gözlemlerden sonuç çıkarmanın tehlikeli olduğunu düşünen bir gözlemci.

Olaydan ziyade düşünceye dayanan roman yazarın tek romanı.Aslında “deneme-roman”olarak nitelendirilebilir.Düşünceye dayanmasının kaynağı da romanın karakterinden doğuyor.Roman karakteri bir gözlemci.Her şeyi gözlemliyor.Bunu yaparken bir amacı bulunmuyor ama bir süre sonra çoğu kişiden farklı olarak birçok şeyi görür oluyor ve varlığını gözlem yapmaya bağlıyor .Karakterin kendini tanımlamasına göre o bir uluslararası gözlemci oluyor. Toplumun her kesimini gözlemlerken başına gelenlerse gayet ilginç.Yaptığı gözlemlerden dolayı özellikle şefi Bay Hidayet ile olan ve  yakınında olan İsmail ile olan ve gözlemleri nedeniyle sona eren gergin ilişkisi hayli güldürüyor.Başına yine iş açtığı bir sırada polise röntgenci ve gözlemci arasındaki farkın altını çiziyor.

Hiciv barındıran romanın karakteri gözlemin göz ile yapılmadığını tüm beden ile gözlem yapıldığını belirtiyor.Ayrıca zamanı bölebiliyor.Günün yirmi dört saati,kırk sekiz saati,doksan altı saati gözlem yapıyor.Hal böyle olunca da uyurken bile gözlemcilik yapıyor.Ahlak, tabular, ön yargı ve alışılmadık bakış açısı derken roman düşündürdüğü ile biz okurların düşüncelerini alt üst ediyor.Soyutlama ile beraber aslında bozuk bir düzenden bahsediyor, bu düzenin insan üzerindeki etkisini dile getiriyor.

Gözlem yapmaya başladığı ,alıştığı yer çalıştığı Tütün Yaprakevi’nin deposu.Görevi bekçilik.Karakter zaten etrafı kolaçan etmekten dolayı ister istemez gözlem yapmaya başladığını belirtiyor.Ancak bir süre sonra bu gözlem gerçeklerin her yönünü görmeye doğru uzanıyor.

 

 

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum