Yıldızlar Altında İstanbul

 

Kitabın özelliklerinden biri yazarın yaşadığı şehirle ilgili düşünce ve duygularını ,İstanbul’u yazarın görmüş olduğu  geçmişiyle anlatmasıdır. Bir diğer özelliğiyse İstanbul’u anlatan, eserlerine İstanbul’a yer veren yazarlardan, yazarların yazmış olduklarından söz etmesidir.Kitabın en belirgin yanı özlemdir.Bu özlem geçmişe duyulan bir özlemdir.Fakat Abdülhak Şinasi Hisar gibi bahsettiği kişiler ne masal kahramanıdır ne Nahid Sırrı Örik gibi toplum eski alışkanlıklarını, geleneklerini bırakıp yeniyi kana kana içerken  onun ille eskiye saplanıp kalmış hali vardır, ne de Aydın Boysan gibi birkaç kesim ve bu kesimlerin sosyal hayatını anlatır.Tabii bu isimler Aydın Boysan hariç (daha yakın bir zamandır) genel olarak faklı dönemleri, daha eski dönemleri vurgular. Selim İleri biraz melankoli ve biraz nostalji ile şu anda  da yaşanabilecek bir hayat üslubunu okura gösterir. Yazarın özlemini anlamamız,bu özlemdeki  haklılığı ve duygu yoğunluğunu kavramamız ,belki de şehrin anlatılan haliyle bugünde de İstanbul’un yaşanma biçiminin  gerçekleşebilme olasılığını barındırmasıdır. İçi cız ettiren işte böyle bir olasılık varken, anlatılan biçimin yaşanmayışıdır. Duvarda asılı kavukluk elbet işlevini yitirmiştir ama şehirleşmedeki mimarimiz ya da sosyal hayattaki geleneklerimiz vb birçok ayrıntı sürdürülebilecekken ne yazık ki yitip gitmiştir.Zamanla kaybolan değerlerin günümüzde  yaşama ihtimali varken yok edilişi hüznü hissettirir.Kaldı ki Selim İleri’nin 90’larda kaleme aldığı bu kitapta yazarın özlemini duyduğu yıllar gecen yüzyılın ortalarıdır.

Kitap boyunca İstanbul’un sanata nasıl yansıdığı, edebiyattaki örneklerle verilirken aslında bahsedilen dönemlerin sanat,sosyal yaşamına,ekonomisine, kültürüne ve yozlaşmaya başlanmasına ışık tutar.

Kitapta kaybolan sokaklar,semtler,adetler, sosyal yaşam alanları, ilişkiler duyular aracılığıyla da aktarılır. Bazen bir radyo cızırtısı,bazen çiçek ve semt kokuları,bazen gözün gördüğü yüksek tavanlı evler,balkonlarda asılı çirozlar bazen de bir limonatanın tadıyla satırlar okunur.

Değişim elbet güzel ve kaçınılmazdır.Ancak değişim bir öncekini tamamen yıkmak,yok etmek,yok saymak olmamalı,yeniyi eskinin özüyle inşa etmek olmalı. İstanbul ne yazık ki her döneminde genel olarak her alanda bunu başaramamıştır.Yazar 90 ‘lardan çocukluğunun geçtiği 50’lere özlem duyarken ve 50’ler öncesine ait kendine anlatılanlara hasret çekerken,biz de bugünden hem bahsedilen dönemlere hem de yazarın eskiden “böyle miydi” dediği , kitabı kaleme aldığı döneme hasret çekeriz. Yani her kuşak bir önceki İstanbul’u arar olmuş…

Kitabı okurken aklıma Murathan Mungan’ın Eskidendi,Çok Eskiden şiiri geldi ve Sezen Aksu sesinden Son Sardunyalar…

Kitap içinde yazarın özlem duyduğu bizim içinse hiçe görmediğimiz plajlar, yetiştirilen çiçekler,yemekler, yemeklere katılan bitkiler bulunur.Dergi ilanlarından dönemin İstanbul yaşantısı aktarılır.Kitapta mevsimler yemekleri, çiçekleri ve insanların mevsimleri yaşayış biçimleri ile aktarılır.

Öz mimarisini gözden çıkartan,özellikle Adnan Menderes döneminde tarihi yapıların tahribi ile bir kentin değişiminden değil kimliksizliğe gidişinden bahsedilir.Diyebilirim ki artık bu kimliksizlik günümüzde en üst seviyededir.

İstanbul’la ilgili her kitapta mutlaka adını zikrederim; Reşat Ekrem Koçu.Kitapta yer almaz ama mevzu İstanbul ile ilgili bir kitapsa adini anmam gerek. Ayrıca sormam da gerek ; İstanbul Ansiklopedisi hala neden basılmamakta.Eski İstanbul bari satırlarda yaşasa.

Eski Kadıköy’ünün son çocuklarından,eski Moda’nın son tanıklarından Selim İleri, kitabında birçok yazardan İstanbul bağlamında işlediği konuyla ilgili baze de işlediği konuya yön veren alıntılar paylaşır.

 

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum