Yazardan daha önce “Biz İse Yalnızca Arabalardık” öykü kitabını keyifle okumuştum.Bir roman olan Sahipsiz Mektuplar Müzesi günce ve mektuplardan oluşur.
Sakin bir hafta geçirmek niyetinde olan,bir değişim programıyla İtalya’ya giden genç adamın tuttuğu günlüklerden romanı okuruz ve aynı zamanda çağlar öncesine ait mektuplardan…
Başlarda ihtimali düşük olan bir aşkın nasıl kendini var ettiğine şahit olurken,romanın ikinci katmanı olan bir aşkın da mektuplarını okuruz.Yüzyıllar öncesine ait olan bu aşkın mektupları trajedi barındırır.
Yalnızca bugününde var olduğunu,yarınlara dahil etmeyeceğini düşündüğü Mary ‘e ,içe dünyasında yavaş yavaş, gün be gün kâh itiraz kâh kabullenişleriyle genç adamın teslim olma halini yazar açık bir dille anlatır.Fakat bu aşk sadece bugüne ve yarına mı aittir bu? Şiirsel dile sahip olan dört farklı yüzyılda yazılmış mektuplarla genç adamın aşkı arasında ne gibi bir bağ vardır?Bağdan öte bir paralellik mi taşır?Yarım kalmış hikâyelerin,kavuşamamış kişilerin sancıları yansıtılırken bu roman aşkın ruhlara sirayetini mi aktarır?
Tarihin içinde sıkışmış ve bir aşka bağlanmış bir ruhla genç adam arasında nasıl bir alâka vardır?
Hem anlatımıyla,hem konusuyla,hem etkileyici sonuyla son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan biriydi
ALINTILAR
Tesadüf,yolumuzu kaybettiğimizde Tanrı’nın yüzünü göstermeden bize uzattığı eldir.
Vakit ne olursa olsun ,aklımda sen olmadan derin uykularda kaybolmak istemiyorum,sevgilim.Tanrı biliyor ya ölüm zaten bunun icin var.
Bir insanı tanımak o insanın sevdiği yemeği ,sevmediği rengi bilmek kadar basit değil.
Yeşillerin ,kahverengilerin arasında doğanın varlığını değil, insanın yokluğunu arıyorum çoğu zaman.
Hayal kırıklığı ,hayal kurmanın bir parçası.
Belki de yalan, yalanı söyleyenden çok,ona inananın suçudur,bilmiyorum.
Ne var ki yalnızlıkla gelen bağımsızlık, gerçek hürriyetten farklı.
Bildiğimiz bütün gizemleri birkaç kitapla elimizden geldiğince açıklamışız. Ama kıskanma ,sevgi ,özlem gibi en ilkel içgüdülerimizi anlatmaya ne kitaplar yetmiş ne de onca yazar ve şairin ömrü.
6Bir kişinin kimliğini belli eden kelimeler,gün geliyor o kişinin dudaklarından bir kez olsun dökülmüyor.
