DOĞUNUN LİMANLARI

Akdeniz’in doğusunda açılan bitmek bilmeyen bir yaranın, Doğu ile Batı çatışmasının, Müslüman ve bir Yahudi’nin hasrete dönen aşklarının,savaşın romanı…Benim için başyapıtlardan biridir.

İsyan’ın babası,Adana’da yaşayan Nubar adında genç Ermeni öğretmen ile bir dostluk kuruyor ki bir Türk ve Ermeni arasında böyle bir dostluğun kurulması o dönem için alışılmamış bir şey.Türk ve Ermeni genci bir fotoğraf kulübü kuruyorlar.Ardından Adana’da bir ayaklanma oluyor,Ermeni mahallesi talan ediliyor,Nubar ailesiyle beraber dostunun evine kaçıyor.Ertesi gün olaylar yeniden alevleniyor ve bu defa sığınılan ailenin evine girilmek isteniyor.Bir subay fotoğraf makinelerinin ve çekilen fotoğrafların teslim edilmesi şartı ile o evi koruyor.Fakat İsyan’ın babası bir makineyi saklıyor ama o günden sonra tek bir kare bile çekmiyor.Nubar ise fotoğrafçılığı meslek olarak seçiyor.Bir süre sonra Nubar ve en yakın arkadaşı Lübnan’a taşınıyorlar.Nubar yola çıkmadan önce Arkadaşına,”sana verecek bir tek kızım var”diyor.Kızını arkadaşıyla 1914 yılında evlendiriyor.Bu yıllar Osmanlı’nın can çekiştiği,savaşın başladığı yıllar.1915 yılında ise Beyrut Ermeniler için tehlikeli bir bölge oluyor ve Nubar Amerika’ya gitmek istiyor.İsyan’ın babası bir Türk ile Ermeni’nin kardeşçe yaşayabileceğini düşünüyor. İsyan’ın babası,oğlunun devrimci olmasını istiyor.Oysa isyan doktor olmak istiyor.Bir süre sonra İsyan’ın Salim adında kardeşi doğuyor ve bu doğumda anneleri ölüyor.Evin kadını İsyan’ın ablası oluveriyor. Ablasının babalarını ikna etmesiyle İsyan,Marsilya’ya tıp okumaya gidiyor.Bu noktandan sonra olaylar iki dünya savaşı arasında gelişmeye başlıyor.

İsyan öğrenimini sürdürürken arkadaşlarıyla gittiği birahanede sohbetlere katılıyor.Dersler dışındaki mevzularda genelde sessiz kalıyor.Bir gün siyasi bir olay ile ilgili fikri sorulduğunda verdiği bir cevap üzerine Bertrand adındaki adam tarafından evine kadar takip ediliyor ve bu takip ile İsyan direnişe giriyor.İsyan’ın adı artık Bakü oluyor.Teşkilat içinde,İsyan aktif olarak yer alıyor,görevi kurye.Hareketli günler geçerken kaldığı apartmana jandarmanın girdiğini görmesiyle bir eve sığınıyor.Bu evde Clora ile tanışıyor.

Bir süre sonra Bakü ismi yeni kimliği ile Pierre Emile oluyor ve onun içinde bulunduğu direniş halk tarafından destekleniyor.Yeni görevi ise sahte kimlik atölyesinde bulunmak…İsyan bu süreçte Lyon’da bulunuyor.Kurtuluş üzerinden üç ay geçiyor ve isyan okulunun bulunduğu şehre dönüyor.Görüyor ki çoğu olmayan olaylarla kendisi kahraman olmuş.Ünü kurtuluş sonrası yapılan toplantıda çekilen fotoğraf ile daha çok artıyor.İsyan,Beyrut’a döndüğünde babasının da etkisiyle direnişin kahramanı olarak karşılanıyor.Ablasının evlendiğini, kardeşinin kaçakçılığa karıştığını öğreniyor.Clora’ nın ziyareti,direniş konferanslarının artması,Clora ile ilişkisinin başlaması ise birbirini izleyen olaylar.Fransa’ya gidip Clora ile evleniyor ve Beyrut’a dönüyorlar.1947 yılında Filistin’in Arap ve Yahudiler arasında ikiye bölüneceği söylentisi ile olaylar çıkıyor.Bu arada hapse giren kardeşi de çıkıyor.1948 yılında İsrail Arap savaşı başlıyor.İsyan babasının hastalığı sebebiyle onun yanında,Clora ise Hayfa’da kalıyor.Savaş çıkınca bu iki sınır asla geçilemez bir hal alıyor.Tam yirmi yılı aşan hasret başlamış oluyor.Roman yetmişli yıllarda son buluyor.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum