Reşat Nuri Güntekin‘in kaleminin mizah yönüyle Değirmen adlı romanında tanışmıştım.Tanrı Misafiri kitabındaysa kaleminin mizah yönüyle olan yolculuğuma devam ettim.
Tanrı Misafiri,toplumun birçok kesimini anlatan ve çoğu kısa olan hikâyelerden oluşuyor.Kitap genel olarak tebessüm ettirirken düşündüren hikâyeleri barındırıyor.Toplumun aksayan yönleri,devlet kurumlarının eskiyen yanları,içi boşaltılmış gelenekler ya da içine anlam katılmamış yenilik trajikomik biçimde aktarılıyor.
Yazarın 1919 ile 1930 yılları arasında kaleme aldığı yedi hikâye kitabından biri olan, ilk olarak 1927 yılında yayımlanan Tanrı Misafiri hem anlattığı olaylar,hem konular,hem karakterler açısından çok geniş bir yelpazeye sahip.Aşk,yalnızlık ,fedakârlık,ihanet,üçkağıtçılık, menfaat gibi konuları işleyen hikayeler aslında toplumun sorunlarına değinen hikâyelerdir.İki farklı uçla ve bu uçlarda aşırılıkla yaşayanlara,birbirine zıt oluşumlara yer veren hikâyeler bazen abartılı karakterlerle işleniyor ve genelde sonları açık bir biçimde geliyor.
Kâh diyalog üzerine kurulu kâh olaya dayalı hikâyelerin dili biraz ağır.
Yazarı okumanın bize kazandıracak en önemli yanlarından biri Osmanlı’nın son dönemini Cumhuriyetin ilk yıllarını anlamamıza yardımcı olması.Çünkü yazar özellikle değişimle ya da eskinin hükmünün geçmesiyle ortaya çıkan durumların hem bireyin hem toplumun psikolojisindeki etkilerini yansıtıyor.Bunu da gözlemle yapıyor.Romanlarında da bireyin ve kitlenin psikolojisine eğilen yazar hikâyelerinde de bu ayrıntıyı kullanıyor.
Kitaba adını veren ve kitabın ilk hikâyesi olan ve kitabın uzun hikâyelerinden biri olan,sosyal mesaj içeren Tanrı Misafiri, kadın erkek ilişkisiyle evliliği konu seçen,evliliğinde eşi dışında bir erkekten ilgi görünce eşine olan davranışları değişen kadını yansıtan Yaseminli Yuva, evlilikte kadın erkek arasındaki iletişim eksikliğini anlatan Porselen Çay İbriği,mahkeme salonunda geçen ve bir ilişkiye yalanın dahil olmasını ve yalanın neden dahil olduğunu anlatan Diplomasız Doktor,dini değerlerin çıkar uğruna kullanılmasını ve “Şeyh”liğin manasının içini boşaltıp uygulanmasını anlatan Münzevinin Esrarı,kısa ve üç bölümden oluşan Yanakların Taksimi kitap içinde yer alan en çok sevdiğim hikâyeler oldu.
