Hüküm Gecesi

Namık Kemal’in İntibah ile açtığı yoldaki eserlerin son halkasıdır.Yazarın genel önemli özelliklerinden biri roman kahramanlarının savrukluğudur serserilikleridir,yerlerini arayışları,yerlerini bulamayışlarıdır. Bu ayrıntı dönemin Türkiye’sinin genel psikolojisinden ortaya çıkar. Yani yazar toplumun fotoğrafını çeker.Realist bir biçimde ve eleştirel dille anlatır.Romandaki karakterlerden biri olan Ahmet Kerim’in arkadaşı suikasta kurban gittikten sonra resmen içi boşaltılmış bir kukla gibi bir süre savrulur,belli bir noktaya kadar zira Kiralık Konak romanındaki Seniha da farklı bir psikolojiyle bu haldedir.

Roman İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf Partileri arasındaki kavgalar üzerine kurulmuştur.İkinci Meşrutiyet  dönemi yansıtılır.Ahmet Kerim,İtilaf ve Hürriyet’e bağlı bir gazetede yazmaya başladığında tek bir amacı vardır İttihat ve Terakki bir an önce yıkılmalıdır zira tam anlamıyla İtilaf ve Hürriyet onu yansıtmaktadır.Ahmet Kerim karakteri yazarın diğer romanlarındaki bazı karakterler gibi onu üzen şeylere,kafasındaki hayatla dışarıdaki hayatın uyumsuzluğundan doğan sıkıntılara karşı,hayal kırıklığına karşı eylemsizdir.Değiştirme çabasına girmez.Bu da Ahmet Kerim’in ruh olarak,psikolojik olarak çöküşüne sebep olur. Hüküm Gecesi kişisel çıkarlarla hareket eden iki partinin ülkeye yarar getirmeyeceğini vurgular. Dönemin toplumsal yapısı açıkça realist bir biçimde aktarılır.

Roman karakteri Ahmet Samim muhalif bir gazetecidir.Ahmet Kerim yazarın en yakın arkadaşıdır.İki yazar da İttihat ve Terakki partisine karşı yazılar yazar.Tehditler altında yaşarlar.Yakup Kadri’nin her romanında var olan aşk bu romanında da bulunur.Bu pişmanlık dolu bir aşktır.Ahmet Kerim her gün önünden geçtiği bir konaktan şarkı ve piyano sesi duyar ve sesin sahibine aşık olur.Ahmet Samim ise öldürülür.İki yazarın da kaleme aldıkları yazıların yayınladığı gazeteler kapatılır.

Ahmet Kerim siyasetten uzak bir yaşama başlar fakat yaşadığı bir olayın sonucu tekrar siyasete döner ve yazmaya başlar.Bu yeni süreçte yaşadığı olayın kahramanlarından olan Semiye intihar eder.Siyasi çekişmeleri gerilimleri,düşmanlığın doğurduğu bir suikast ile tüm muhalifler gibi Ahmet Kerim’de tutuklanır.İdamdan kurtarılan Ahmet Kerim Sinop’a yerleşir ve romanın ortalarında bir müddet yaşadığı ruh çöküşü bu defa kuvvetli olarak tükenmişlik ile beraber başlar..

Roman ayrıca Meşrutiyet yıllarını anlamak için birçok ayrıntı barındırır.Ayrıca roman yakın geçmiş dönemi olan Abdülhamid dönemine de hayli eleştiride bulunur.“Benden sonra bu millet yine düşünmesin,bilmesin, görmesin,cahil,sersem,kör ve budala kalsın”demiştir. Bunun için memleketin bütün kapılarını her türlü aydınlığa karşı sımsıkı kapatmıştır. Düşününüz biraz önce sahnede gördüğünüz o  mevkarakar Abdülhamid gecesinin karanlığından girmiş yarasalar değil midir ? “ Bu satırlarla Meşrutiyet’in aksayan yanlarının, olumsuzlukların zeminine dikkat çeker,aslında temeline iner.Roman Türk kavramının içinin boşaltıldığı dönemin hazırlığının Abdülhamid döneminde olduğuna dair eleştiriler de taşır.

Roman Türk milletinin aklı selim sahibi,olgun,tedbirli oluşuyla İttihat ve Terakki ‘nin paradoksal,ütopist,tedbirsiz oluşu arasındaki uçuruma dikkat çeker milliyetçiliği ise sadece propaganda olarak kullandığını iddia eder.

Romanın ayrıntılarından biri Meşrutiyet devriyle Abdülhamid döneminin kıyaslanmasıdır.31 Mart Olayı,İttihat ve Terakki’nin kuruluşu,sonraki varlığı ayrıntı bilgilerle aktarılır.Roman çıkarlar,fikir çatışmalarıyla insanın neye döneşebileceğini işaret eder.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum