DÖNEMEÇTE

Yazar,romanlarında ve hikâyelerinde toplumu yansıtır.Dönemeçte romanında da ülkemizin tek partili dönemden çok partili döneme geçiş evresini ve bunun topluma yansımasını işler.Birbirine ters düşüncelerin bir taşrayı nasıl böldüğünü,yapılan münakaşalar sonucu küsmeler neticesinde insanlar arasında selamın sabahın kesilmesini,aşçısından berberine insanların senelerin alışkanlıklarını değiştirmesini,siyasi iklimin toplum yaşantısını nasıl etkilediğini gözler önüne serer.Roman taşrada geçer ve tek parti yönetiminden sıkılmış kişiler çok partili sistemi destekler.Bu destekleme sürecinde aslında hırslar,çıkarlar mı vardır?Yazar tam olarak bu noktaya değinir.Tek partili yönetimle çok partili yönetim arasındaki fark,çok partili rejimin insanlara sunmayı düşündükleri hayli durgun taşra yaşamını hareketlendirir.Ülkede bir değişim rüzgârı vardır ve taşra insanı bu rüzgâra kapılır.Rüzgârın önündeyse hem tek partili dönemin yılgınlığı,hem de yeni düzenin getirebileceği çıkarlar vardır.Tüm bu toplumsal süreç ve bu sürecin yazar tarafından yapılan analizine bir de aşk hikâyesi eklenir.Romandaki bu aşk hikayesi dört kişi üzerine kuruludur.İdealist ,aydın doktor Şerif,Handan, savcı yardımcısı Orhan ve eczacı Celal Bey.Bu aşk dörtgeninde mutlu olabilen var mı,roman ilerledikçe bu soru yanıt bulur.

Ülkenin bir dönemeçte olduğu dönemi yansıtan yazar,toplumun geçirdiği süreci,değişimin getirdiklerini yansıtır. Aslında bu durum daha önce okuduğum çoğu kitaplarından yola çıkarak, sadece “Dönemeçte” romanında değil genel olarak yazarın her eserinde yer alır diyebilirim.Eserlerinde bir dönemi aktarır,objektif bakış açısıyla işler ve o dönemin analizini yapar.

Tarık Buğra,gerçekçilik ile bir yandan da toplumun bir çözülüşünü yansıtır.Bu da geleneksel olanın ve taşranın kendine has yerel dokusunun bozulmasıdır.Bu romanında en fazla görülen ayrıntılardan biri ülkenin siyasi değişimiyle gerçekleşen çözülmesidir.

Romanda alışılagelmiş düzen içindeki ve bu düzende tekrarlar söz konusuyken birden çıkara dönük,içten pazarlıklı ,durağanlıktan hayli hareketliliğe geçen insanın halleri ve var oluş çabası bulunur.

Yazar, ülkenin değişimlerinden,dönemeçlerinden yola çıkarak birçok eser vermiştir ki,İbiş’in Rüyasın’da ise siyasi değil kültür değişiminin ,toplumsal hayatın değişiminin sancılarına yer verir.Bu romanında da sessiz, kendini tekrar eden,bir taşranın her köşesinde politikanın konuşulması ve çok partili döneme girişteki sancılar,değişimler yer alır. Yazar, İbiş’in Rüyası’nı hayatının maddi anlamda en zor olduğu döneminde yazar.

Dönemeçte, bir ülkenin altüst oluşunun,bu süreçte taşrada yaşananların anlatıldığı,değişimin getirdiklerinin göstertildiği ,çözümlemelerin yapıldığı ,dönemin Anadolu taşrasının anlatıldığı birey toplum çatışmasının işlendiği bir romandır.

Roman boyunca aydın ,idealist kişilerle çıkarcı kişilerin çatışmaları yer alırken,temelde olup bitenler ile olması gereken ve özelikle aşk dörtgeninde yer alanlar sürekli çatışma halindedir.Aynı zamanda temeldeki duygunun sürekliliğini karakterlerin iç çatışmaları destekler.

Roman aynı zaman dönemin aydın kesim ve halk arasında açılan uçurumun da fotoğrafını çeker.

 

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum