Elif Şafak ile “Pinhan” romanıyla tanıştım.Ardından ne yazdıysa kâh içim titreyerek,kâh gülerek,kâh ağlayarak kısaca tüm duygu durumlarını yaşayarak ve edebiyatın bilimsel yanının da tadını alarak okudum.Bu romanı ise sadece bir roman değil,kaynağını Mezopotamya’dan,Gılgamış’tan alan modern bir destan.Bir yanıyla da Mezopotamya’da çekilen çilelere,yitip gidenlere ve Hasankeyf’e bir ağıt.
Romandaki birçok olay ve karakter tarihten esinlenerek yazılmışken,satırlar arasında Charles Dickens’a rastlamak güzel bir sürpriz oldu.
Seyreltilse de,saflaştırılsa da,tek bir orijinal molekülü kalmasa da,yüzyıllar sonra bile bir su damlası ilk halini,ilk içerdiği şeyi sonsuza dek koruyabilir mi,suyun hafızası var mı,su hatırlar mı? Romanın temeli bu sorular üzerine ve “suyun hafızası” üzerine kurulu.
Çok katmanlı bir kitap.İnsanlığın ortak belleğine odaklanan romanda insanlık hallerinin ve insanların coğrafya,yeryüzünde derinlemesine incelenmesini barındırıyor.Aslında bir noktada nasıl buluştuğumuzu yansıtıyor.Birbirine kavuşan,birbiriyle kıvrıla kıvrıla ve kıvrana kıvrana bağlanan nehirler gibi birbirimize bağlanışımız anlatılıyor.Yeryüzünden silinen ama var olmaya devam eden nehirler gibi silinip var oluşumuzu aktarıyor.
Bir su damlası,kadim bir şiir;Gılgamış Destanı’nın bir bölümüne ait tablet ve eksik dizeleri,insan başlı,boğa gövdeli ve kuş kanatlı,beş bacaklı lamassu,”Ninova ve Kalıntıları” kitabı…Asırlar arasında,insanlar arasındaki bağı oluşturuyor.Ama asıl bağ bir damla su ile kuruluyor.
Köklü şifacılar soyundan gelen,suyu önemseyen,en gizli su kaynaklarını bulabilen Narin’in büyükannesi bilgeliği ile beni büyüleyen bir karakter oldu.Nen çiviyazısı ile dövme yapan bir karakterken aralarında yüzyıllar olsa da Arthur ile olan benzer yanları etkileyici bir ayrıntıydı.
Yedi yaşındayken annesini ve babasını ani bir selde kaybeden,göçmen ve varlıklı dayısı tarafından yetiştirilen,hayatta kalmaktan yorulmuş,eşi ile boşanma arifesindeyken 2018 yılında Thames Nehri üzerinde bir yüzen eve taşınan,su bilimcisi Züleyha.1840 yılında Thames Nehri’nin kıyısında doğan,diller ve sayılarla sıra dışı bir bağı olan ve doğduğu anı bile hatırlayacak kadar çok güçlü bir hafızaya sahip,nitelikli bir okur ve şu yeryüzünde gerçek aşkı bulan,otuz altı yıllık muazzam bir hayatı olan,denizler ötesine aşk ve bilim için savrulan Lağımlar ve Gecekondular Kralı Arthur.Dicle Nehri kıyısında yaşayan,yaşadığı yer baraj yapımı için talan edilen,vaftizi için Laleş Vadisi’ne götürülmek istenen Ezidi kızı Narin.Bu karakterler bir noktada var oluşlarıyla,evveli ve ahirleri ile buluşuyor.
Romanda anlatım bilgi ve bilgelik barındırırken,şiirsellik,metafor yer yer kullanılıyor.Cinsiyet,kökler ve göçmen olmak,aşk romanın içinde yer alan konularken insanlığın karanlık yanları edebiyatın zirvesinde sunuluyor.
İnsan unutur mu?Unuttuğunu mu zanneder? İnsan unutsa bile dünya kayıt tutar,hem de en ince ayrıntısına kadar.Bazen tabletlerle,bazen hikâyelerle,bazen çizilenle ve yazılanla ama en çok su ile kayıt tutar.Hem de bu kaydı tutan bir su damlası olabilir.O su damlası da öyle bir derinliğe sahiptir ki ortak bir belleği olusturabilir.Bir su damlası yerel ile evrenseli, dün ile bugünü birleştirebilir.
Roman, Ezidi soykırımları, göçmenlik,sınıf,güç,doğa ve insan kıyımı gibi dünya yaralarını gösteriyor.Anlatılanlar ve usta anlatım diliyle tüm yazılanlar okunurken bir “ah”dedirtiyor.Bir su damlasının sıcak bir metale düşerken çıkardığı ses gibi içiniz cız ediyor.
Romandaki her karakter incelikle işlenmiş.Ezidileri katleden teröristlerden tutun da Arthur’un çırak olarak işe girdiği yayınevi sahiplerine kadar her karakter etten kemikten ve kendine has ruh halleri ve özelliklerinden oluşuyor.
MÖ. 630 yılında bir yağmur damlası olarak Kral Asurbanipal’in saçına düşen su,asırlar boyu devrini döngüsünü gerçekleştirir.Bugünse yüzyıllar boyu şahit olduklarıyla hâlâ yeryüzündedir.Kim bilir,bir gün vapurdayken yüzümüze çarpan bir damla,ya da yağmurlu bir havada yürürken dudağımıza değen bir damla, kana kana içtiğimiz bir bardak sudaki bir damla M.Ö Asurbanipal’in saçına düşen,ardından yüzyıllar boyu yeryüzüne inen o damla olacak.
