Kitap,gazeteci olan yazarın roman türündeki tek üretimidir.Gezi edebiyatı ve anı türü kalemini daha çok tanımlar.
Kitap bir eleştiri romanıdır.Cumhuriyetle gelen değişimlerin topluma yansımasını ele alır.Bir yanıyla denemeyi de barındıran romanda 1930’ların sosyal yaşamının fotoğrafı çekilir.
Köşklerden apartman dairelerine geçen yaşamlar,dönemin sahilleri ve bu sahillerdeki kişiler, plajlarda bronzlaşma modasının bize nasıl geçtiği, zamanında şeriata uyduramadıklarını demokrasiye de uyduramayanlar,Kemalizm ayrıntılarla aktarılır.
Sayfalar boyunca var olan eski ve yeninin çatışması kitabın temelini oluştururken,inkılaplar,aşk,yeni görgü kuralları,İstanbul’un mimarisi ,demokrasi vb konu ve kavramlar deneme üslubuyla aktarılır.Yazar, bu konuları ve kavramları eski ve yeni halleriyle anlamları bakımından karşılaştırır.Eski ile yeni çatışmasını yeninin getirdiği müstehcenlik ya da bunun aksi, eskinin alışkanlıklarının yerine geçen ve eskisiyle aralarında hayli uçurum olan yeni yaşam biçimi ,alışkanlıklar vs oluşturur.
Yazar kaleminin üslubunu kitabında aslında bazı cümleleriyle tanınlar.Teşbih,cinas,mecaz,olanı benzetme yoluyla aktarma yazara uzaktır.Bunları kabul etmez.Onun için fikir,mevzu mühimdir ve Türkçenin duru kullanımı önemlidir.Kitap zaten mevzu arayışına dayanır.
Ahmet Haşim,Yakup Kadri, Keriman Halis Ece, Recaizade Ekrem,Safveti Ziya gibi isimlere rastlamak keyifliydi.
Ayrıca Tanzimat’la gelen yenilikler ve bu yeniliklerin Osmanlı toplumundaki eğreti duruşu da kitapta işlenir.
ALINTILAR
Latin harfinin iyiliklerinden biri Türk yazısını,sırmadan,yaldızdan,yıldızdan ayıklamasıdır.
Akıl henüz,insan mekanizmasındaki tam yerini bulmamıştır.
İnkılap kıymetlendirilmiş kısmetsizliklere karşı isyan, kıymetsizlenmiş kıymetlere karşı hürmettir.
İnsanlar, hodbindirler.Zayıf görünmeye gelmez.Bir defa zayıf zannettiler mi,inmeli bir hasta gibi, herkes yanından kaçar.Neşeli olacaksın.Karnın tok gibi cebin dolu gibi göster.
Br cemiyet namussuzluğu bile kıymetlendirirse ahlak olur.
Heykelsiz, musikisiz, mimarisiz , şiirsiz;inkilap,bu bir cesettir.Yığın toprağını sanat yumuşatır, sanat sular sanatın yumuşatamadığı sulamadığı yığın toprağı üzerinde fikirler,kuru fikirler,çakıl taşı gibi yuvarlanır, zıplar,kayıp gider.
Akıl da tuz gibi kendi başına kullanılmak için değildir.Her şeye karıştırılabilir.Hisse de ihtirasa da gözyaşına da hatta deliliğe , çılgınlığa.
