İvaz

Salim Karacan, uluslararası olmak üzere yazdıklarıyla ödül almış bir yazar ve gazetecidir.Başta yayınevleri olmak üzere herkes otobiyografisini yazması konusunda ısrar etse de yazar,bu ısrarlara karşı uzak durur,ta ki belli bir zamana kadar.

Kendi hayatını yazmaya karar verdiğinde bir yüzleşme,kabullenme, geçmişi ve bugünü görme hali başlar.

En çok her insanın içinde olan karanlık odalarıyla karşılaşır.O odalara girer mi,yoksa o karanlık odaları  kilitli mi tutar,karanlık yanlarının doğurduğu sonuçlara karşı haklılığını mı savunur,yoksa pişmanlık mı duyar roman bu sorulara cevap verir.

Salim,Adıyaman’dan İstanbul’a üniversite okumak için gelir. Akrabasının yanında kalır ve benim canım ülkem o sıralarda yine bir eşiktedir, yine kardeş kavgası içindedir;1970’ler. Yayınevlerinin kapatıldığı ,yayınevi sahiplerinin ve sanatçıların tutuklandığı bir atmosferde, Balyoz Harekatı’nın gerçekleştiği yıllarda bir yandan eğitimini sürdürür,bir yandan da çalışır ve eylemlerden uzak durarak eğitimini tamamlar. Kıbrıs Harekatı’nda ise askerdir.70’lerin ortasında da,80’lere doğru çocukluk hayali olan gazeteci olarak işinin başındayken ülke 12 Eylül’e doğru acılarıyla ilerlemektedir.

Roman içinde ülkemizin yakın tarihinde yaşadığı acı olaylar yer alır;2017 yılbaşı gecesi düzenlenen ve ölümlerle sonuçlanan terör saldırısı,71 yılında gerçekleşen rehine Sibel Erkan hadisesi,mayısların en acısı 1977’nin 1 Mayıs’ı,16 Mart katliamı,80 darbesi,Sivas Katliamı(Madımak Olayı), çoğu kişinin ders olarak nitelendirdiği benimse ihmalin çok acı bir sonucu olarak gördüğüm 99 Depremi…

Bazı şeylerin ne yazık ki  hiç değişmediğini görmek buruk bir tat bıraktı.Özellikle roman karakteri Salim’in gazeteci olarak iş araması ve iş arama sürecinde yaşadıkları,ardından gazetecilik mesleğini icra ederken gazetecilere yapılan tahditler,gazetecilere düzenlenen ve ölümle sonuçlanan suikastlar,  ülkenin iktidar hırsına verdiği kayıplar,halkın kendi arasında çatışmasına zemin oluşturan iktidar ve muhalifler,depremler,töre ve kadının kısıtlanan hakları ve toplumdaki,ailedeki yeri..

Roman aynı zamanda arada yaş farkı olan bir aşkı da işler.Salim ve Yeliz’in aşkı…Salim’e kitap yazma konusunda hep ısrar edilse de Salim’i aslında kitap yazmaya ikna eden kişi  Yeliz’dir.Oysa bu ısrarın ve bu ilişkinin içinde farklı niyetler vardır;bir hesaplaşma.Romanda bu hesaplaşma ortaya çıktığı andan itibaren roman,ters köşe yapar ve şaşırtan bir nihayete erer.

ALINTILAR

Geçmişi ne kadar deşersen, o kadar geçmediğini görürsün ama değil mi?

Hangi yaşta olursan ol aşkın derinliğini,gücünü ölçebilmen mümkün değil.

Her iniş çıkış insanı biraz daha şekillendiriyor, taş gibi aşındırıyor ve bizi bambaşka  bir forma dönüştürüyordu.Yaşamın kendi diliyle konuşmasıydı bu bir nevi.

 

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum