Metafizikten yararlanmış bir romandır.
Yüz ellilikler listesinde yer alan İstanbul’ dan ayrılıp sürgüne giden,çıkan afla yurda geri dönen yazarın Halep’te yazdığı Yezidin Kızı ve yurda döndükten sonra yazdığı bu Bizim Hayatımız kitaplarını daha önce okuyup paylaşmıştım. Okuduğum ve henüz paylaşamadığım İstanbul’un İçyüzü sürgün edilmeden önce yazdığı tek romandır. 2000 Yılın Sevgilisi ne yazık ki geç okuduğum bir kitap oldu.Yurda döndükten sonra hikâyeden çok roman yazan yazarın kalemi gazetecilikle üretmeye başlar.Ömer Seyfettin ,Ziya Gökalp etkisiyle Türkçülük ideolojisini benimseyen ilk yazarlardandır.Ziya Gökalp aracılığıyla İstanbul’a dönen yazar Robert Kolej’inde öğretmenlik yapar.
Milli Mücadeleye kayıtsız kalan yazar romanlarında,hikâyelerinde girift bir üsluba sahiptir.
Roman İskenderun Garından Ankara -İstanbul treninin kalkmasıyla başlar.Yolcular arasında Güldal ve Doktor Fahir bulunur.Doktor mesleğini icra etmez ve dünyayı,harabeleri,dünyanın en eski şehirlerini gezer. Birbirlerini gören bu iki kişiden biri olan Fahir’in bir iddiası vardır.Aralarındaki bağ, aşk 2000 yıl öncesine uzanır.Göz göze geldikleri ve tanıştırıldıkları ilk anda Fahir büyük bir heyecan yaşar,bayılacak gibi olur.Güldal ise Fahir’i eskiden tanıdığını düşünür fakat birbirlerini tanımadıklarına da emindir.Romanda bugün sıklıkla duyduğumuz “ikiz alev,“ruh ikizi, kavramları zamanda bir kayma ile işlenir.Dolayısıyla sıradan bir aşkı konu almamıştır.Bir tutku, bir bağ,geçmişin izleri,çarpışma ve çarpılma vb kuvvetli hislerden bahseder.Çiftlerden birinin çok net bildiği hatırladığı geçmişleriyle çift tekrar dünyada karşılaşır.
Fonda coğrafya,tarih,mitoloji vardır.Romanda yer alan ayrıntılardan biri inkılapların halka yansımasadır.Yirmi asırlık bir aşkı anlatan roman yer yer mistiktir.İsa’nın doğum öncesine ve sonrasına uzanır. Reenkarnasyon zeminine kurulu roman etkileyicidir.
Yazarın İttihat ve Terakki’ye karşı olan yazıları kitlelerin hoşuna gitmiştir. Yazar sürgünde de,sürgünler sonrasında da üslubunu yumuşatsa da siyasete karşı eleştirilerini sakınmamıştır.
Kitaptan bağımsız olarak genel bir husustan bahsedeceğim.Hikaye türünde de eserler vermiştir.Yatık Emine, Şeftali Bahçeleri hikayelerinde kasabadaki günlük hayatı aktarır. Bu iki hikayede de Anadolu insanını ve Anadolu coğrafyasını tasvir eder.Halide Edib Adıvar köylünün cesaretini,çilesini öne çıkararak Anadolu’yu aktarırken,Yakup Kadri Anadolu’ya aydın köylü ilişkisi ve arasındaki uçurumun varlığıyla bakarken, aydın köylü ilişkisindeki kopukluğa çare ararken,Zorlutuna Anadolu’yu haklı bir yanıyla yüceltirken,Reşat Nuri Güntekin Anadolu insanının rehavetini ve taşra yaşamını eleştirirken,Faruk Nafiz Anadolu’yu coğrafyasıyla ele alırken, Şükûfe İnal Anadolu kadınının yanlış karşısında vatan uğruna bir kadının oğlunu öldürebileceğinin yürekliliğini kaleme alırken,Refik Halid Anadolu’ya farklı bakar.Tam anlamıyla kasabanın kadına bakış açısını,dedikodu üretimini,memur hayatını eleştirir.
