Siyasetin ve savaşların insan yaşamı üzerindeki etkisi oldukça fazladır.Rusya’nın da her ülke ve her millet gibi tarihinde kırılma noktaları vardır.Rus çarlığı,Rus İmparatorluğu Kırım Savaşı, 1853 – 1856 Osmanlıya yenilgisi ve bu yenilginin ardından gelen 1917 Ekim Devrimi: Bolşevik İhtilali,ardından Sovyetler Birliği’nin kuruluşu,2.Dünya Savaşı,ardından iç savaş ve Sovyetler Birliği’nin dağılışı. Roman,tüm bu aşamaların aslında bir ailenin belli bir zaman/tarih diziliminden sonra kendi yapılarına yansımasını işler.Aynı zamanda romanda aile üyelerinin birbirlerini yargıladıkları tüm özelliklerinin aslında bir sonraki kuşağa aktarılması ya da kendi kuşağı içerisinde kendilerinin sınandıkları durumlar olarak ortaya çıkar.Sürgün,yerinden edilip nereye gitse yer edinemeyenler,kaçış,geride öylece bırakılanlar,unutulmaya terk edilenler,unutulamayanlar, göç ve bir ailenin büyük sırları tarihsel olaylar gerçekliğinde bir kurgu da işlenir.Bir aile üzerinden anlatılan hikâye,aslında birçok ailenin göçteki acı tarihini de aktarır.Bir aile ve iki milletin kaderi hüzünlü bir biçimde roman boyunca anlatılır. Kimlik konusunda bazı karakterler inançlarıyla, kökleriyle kendilerini belli bir yere konumlandıramazken, isimleri bile kendilerine hitaplarda yerleşik değil, değişkendir.
Kitabın her bölümünün fonunda gerçek bir tarih ve ayrı bir hüzün bulunur.
Zaten tarihin acı yaşanmışlıkları varken bir de bu duruma koskoca bir aile sırrı eklenir. Bu sır öyle bir sırdır ki;saklayanları da kendilerinden saklanılanları da yakar kavurur.
Romanın her karakteri yabancılaşmış,kırgın ve kırıktır.Ayrılığa neden arayanlar, göçün ve ayrılığın anlamını soranlar,bunlardan dolayı acı duyanlar,yaşattıklarıyla sınananlar,köklendiği yere hasret çekip nereye gitse gurbette kalanlar,gittikleri yerde tutunmaya çalışanlar,geçmişe takılıp kalanlar,âşıklar…
Kırım Türkleri’nin çektiği sıkıntı,zulüm ve işkence tarihsel zeminde işlenir.
Romanın belli bir bölümünden sonra Genç Cumhuriyet’in İstanbul yaşantısının aktarıldığı yerler etkileyicidir.
ALINTILAR
Dünya bu kadar mı acımasızdı?Aşk denilen saf,temiz,tatlı heyecanı bu kadar mı kıskanıyordu?
Herkesin yalnızlığı yaşama biçimi farklıdır bu evrende. Kimi denize bakar,onun maviliğinde kaybolmaya çalışır.Kimi,insanları izler,hikâyeler yazar.Kimi de geçmişine takılıp kalır.
