Labirent “Batı ve Hasımları “

Kitap Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği sıralarda yazılmaya başlanmış .Yakın ve uzak geçmişteki ve günümüzdeki batı ile hasımları arasında geçen çatışmaları konu alan kitap,yaşanan yeni çatışmaların tarihteki köklerini aktarırken günümüz için çözümlerde bulunuyor.Meydan okumaların,yeni çatışmaların kökenlerini dört büyük devlet üzerinden yapıyor. Japonya,Rusya,Çin ve Birleşik Devletler’in tarihlerinin gözlemleriyle,Batı’nın bugünkü durumunu saptıyor.Batı ile beraber,Batı’nın hasımları olarak adlandırdığı ülkelerin“Labirent “Batı ve Hasımları “” yazısının devamını oku

Mor Ötesi

Yazar bölgesel edebiyat düşüncesinin ilk adımını atar. Tarihsel- toplumsal gerçekleri genelde Ege ekseninde ele almasıyla edebiyata yeni bir bakış açısı getirir.Dönemseldir, kalemi gözlemcidir.Genel olarak kır ve kent ikilemini siyasi ve toplumsal olarak ele alır.Bu ele alış yine genel olarak Ege’deki insanlar üzerinden olur.Bunu da Toplum ile insan,birey ile birey ilişkisiyle yazılarında uygular.Mor Ötesi yazarın diğer“Mor Ötesi” yazısının devamını oku

Pembe Yuva

Bir insanın içine şüphe düştü mü ne yuva pembedir ne de dünya,dört bir yan pembesi gitmiş tozdur.Füsun için de bu böyle olacaktır.Şüphe haklı bir sebebe dayanıyorsa ve bir gerçek yansıtıldığı gibi değilse ve o gerçeği sonunda kişi öğreniyorsa,gerçek sert olsa dahi gizlenilmiş halinden daha önemlidir.Füsun geçmişini aydınlatmaya çalışır.Roman ailesinin kendisinden bir şeyler sakladığını sezip mektuplarla,tanıklarla“Pembe Yuva” yazısının devamını oku

ALEMDAĞ’DA VAR BİR YILAN

1Nisan 1954 Tarihinde çıkan kitap için Ferit Edgü şöyle der: “ Sait Faik’in,son en son kitabı o gün çıkmış.O gün almışım.O gün hatmetmişim.O Günlerde böyleydi sevdiğimiz yazarların kitabını dört gözle bekler, çıktığını duyar duymaz alır,alır almaz da okur sonra bir daha okurduk.”Tüneldeki Çocuk,Az Şekerli ve Alemdağ’da Var Bir Yılan kitapları yazarın üçüncü dönemine aittir.Gerçekçi anlatıma“ALEMDAĞ’DA VAR BİR YILAN” yazısının devamını oku

Sitem Taşları

Şükrü Erbaş’ın 2019–2022 yılları arasında yayımlanmış yazılarından oluşan Sitem Taşları içinde şaire ait şiir de barındırır.Kitap genel olarak Şükrü Erbaş’ın tanıdığımız ve benim hayran olduğum felsefesine dayanıyor: İnsanın acısını insan alır.Fakat bu defa bu felsefe diğer yazılarına göre özellikle bu kitabında Küçümsenmiş İçtenlik bölümünde daha sert olan ,içi boş şeylerle doldurulan, çürümenin olduğu bir dünyanın“Sitem Taşları” yazısının devamını oku

Palaçinka

Kitap içinden çıkan ve bir Balkan yemeği olan palaçinka tarifi ile kitabı okumaya başladım.En kısa sürede denenecek.Palaçinka kitaba adını veren ilk öykü ve neredeyse kitaptaki her öykü gibi hafif bir hüzünle biten bir öykü.İllüstrasyonlarını da çok sevdiğim kitapta beni en çok etkileyen ayrıntı öykülerin hepsinde ya durumla ya karakterle bir tanışık hissinin olmasıydı.Amcaoğlunun yanına tatile“Palaçinka” yazısının devamını oku

MARY

✍️Eğitim her şeyi eşit duruma getirir. Özellikle kadın ve erkeği…Yazarın da vurguladığı tam olarak budur. Yazar , kadın ve erkeğin eşit olmayışını kadına sağlanmayan imkânlardan, bu sağlanmayan imkanların başında gelen eğitimden kaynakladığını belirtir. Eğitimsiz kadının haliyle güçsüz olacağının altını çizer.Yazar kadın ve erkek  eşitliğini savunur. Kısacık ömrünü de bu uğurda yaşamaya, çalışmaya , yazmaya adar.“MARY” yazısının devamını oku

Düşkünler

Yazarın ilk romanı olan Çıkrıklar Durunca ve Mahmut Yesari’nin Çulluk romanı edebiyatımızda sosyal gerçekçilik akımını başlatan romanlardır.Sadri Ertem’in ilk romanı Çıkrıklar Durunca ekonomi,mezhep sosyoloji;Köylü ve ağa sistemi zemininde Avrupa tarzı üretimin Anadolu tarzı üretimi devletin yanlış ekonomi politikasıyla nasıl ele geçirdiğini anlatır.İkinci romanı Bir Varmış Bir Yokmuş kapitülasyonların Türk ekonomisini nasıl çöküşe sürüklediğini işler.İki roman“Düşkünler” yazısının devamını oku

MURİŞA

Julian iki buçuk yaşındayken annesi Mur Nehri’nde kaybolur.Babası on yedi yıl boyunca her gün eşini aramak için nehre gider ve bu bir saplantıya dönüşür.Mur Nehri delisine dönüşen babası 1935 yılında ölür.Julian’ın annesinin kayboluşu hakkında söylentiler vardır.Julian nehre karşı kin duymaktadır.1939 yılında Sobota’da Mur Su İşletmelerine şef mühendis olarak atandığında,amacı nehri dizginlemektir.Nehirden intikam almak,hayatta amaç edindiği“MURİŞA” yazısının devamını oku

Aşkımı Öldürdüm Romanı Üzerine İnceleme

Önce göğe çıkarılan sonra gökten yere fırlatılan bir kadındır Ferhunde.Kocası Fuat narsist özelliklere sahipken Ferhunde güçlü bir kadını daima içinde barındırır. Onun gücünü tamamen dışa vuransa yine bir aşktır.Yayınevinin “Türk Edebiyatında Tefrika Roman Tarihi(1831-1928) “başlıklı projesine ait olan çalışmalar çok kıymetli.Bu çalışmaya ait kitapların birçoğunu okudum, paylaştım.Aşkımı Öldürdüm romanı da bu titiz çalışma dizisine ait.Türk“Aşkımı Öldürdüm Romanı Üzerine İnceleme” yazısının devamını oku