Cam,plastik,metal,kağıt için kavga edenler,bunlar için adam bıçaklayanlar,ekmeğini alın teri ile çöpten çıkaranlar,çöplükte yaşayıp oranın ezileni ve sömüreni olanlar ve şehrin en büyük geri dönüşüm çöp işletme fabrikasının sahibi olanlar,belediyenin çöp arabasının şoförü ve ailesi …Bu insanların hayattaki yolu bir dağın efsanesinin eteklerinde birleşir .O dağsa çöp dağıdır.
Çöp toplayarak yaşayanlar yoksul değildirler yaşadıkları yoksulluktan daha fazlasıdır . Onlardan biri olan onurlu, tertemiz bir aile bir gün çöpte bir şey bulur ve o günden sonra hayatları iyi ve kötü şeylerle asla eskisi gibi olmaz .
Trajik gelişmelerle varlıklı bir ailenin sırlarının ailenin iş adamı olan oğlu Levent tarafından öğrenilmesiyle, Levent’in eşinin sınıf farkına karşı tutumlarıyla ve yoksul bir mahallede İngilizce öğretmeni olmayı tercih etmesiyle çöpten ekmeğini kazananların yolları kesişir.
Bu roman küf,dışkı,pas,ekşi ve ağır bir kokuya sahipken bir ailenin huzuru,mutluluğu ve onuru ve bu ailenin etrafındaki iyi insanlar tüm bu pis kokuları bastırır.Ya kötüler?Tüm bu kokulardan daha ağır kokarlar…
Çöpten dağ,mucizeler yaratır hikayeler doğurur,trajik yaşanmışlıklara neden olur ve tüm yaşananlar efsane doğurur..
Görünmeyen hatta görülmek istenmeyen kişileri,hayatları anlatan roman içindeki karakterleriyle,yaşananlarla beni hayli etkiledi.
ALINTILAR
Hayat gerçekleşmesini beklediğimiz düşlerden başka neydi ki?
Birbiriyle kesişen küçük noktalardaki ayrıntılardan yaratılır hayatlar çoğu kez;Çığlar oralarda düşer heyelanlar oralarda olur,faylar oralarda kırılır.
