Kanaldaki Kadın (Martin Beck)

Kitapta yer alan dosya bir dava dosyası değil,adeta bir tahmin yarışıdır.Başlarda hiç olmayan,daha sonra silik ip uçlarıyla ve şüphelilerin çokluğuyla çözülmesi zor bir olay,düğüm halindedir.Büyük bir yapboza kendi parçasını ekleyecek,muhtemel biri suçlu diğeri tanık seksen beş kişi …Bu kişileri bulmak,onları soruşturmaya dahil etmek derken ölen kadının zamanında bağlantılı olduğu kişileri araştırmak,arkadaşlarını bulmak başlı başına araştırmanın ilk sürecini uzatır. Olayla bağlantılı olup olmadığı araştırılacak kişiler birçok millettendir ki onlardan biri Ankara’da yaşayan bir Türk’tür. Tam bir şeye ulaşıldığı sanılırken bir hayal kırıklığı ile araştırma başladığı yerden  devam eder.

Seriyi bitirdikten sonra  yorumu yazdığım için daha ilk kitabın yorumunda genel anlatımlar kullanacağım.Martin Beck serisinin yazarları Maj Sjöwall ve Per Walöö kalem ortağıdır ve evlidir.Seri on kitaptan oluşur. Serinin odağında Martin Beck ‘in ve polis teşkilatındaki karakterlerin maceraları bulunur.

Eşler ayrı ayrı üretimde bulunsalar da bu seri ortak bir çalışmadır fakat ortakların yolu bir ölümle ayrılır.Per Wahlöö öldüğünde Maj Sjöwall editörlük,köşe yazarlığı yapar ve yazar olarak meslek hayatına devam eder fakat seriye daha sonra tek başına imza atmaz.

Seri 1965 1975 yıllarında geçer.Gerçek bir zaman akışı vardır.Seri dizi ve filme uyarlanmıştır.

Kahveyi çok tüketen,sigara içen fakat daha sonraki kitaplarda sigarayı bırakan,az uyuyan Martin Beck,cinayet masasında görevlidir.Karısı ile sorunları vardır fakat çocukları için boşanmaz.Onun başarısını sağlayan ayrıntılardan biri yolunda gitmeyen bu evliliktir. Çünkü eve gitmemek için daha çok iş yerinde ve görev için şehir dışında olur.Ona hangi görev verilirse verilsin üstlenir.Görevi sırasında titizdir,detaycıdır.Karı koca ilişkisinin yansıtılması polisiyede gerçekçilik bakımından bir ayrıntıdır.

Martin Beck serisi İsveç’in zengin kesiminin daha çok para kazandığı,fakir kesiminse daha çok yoksullaştığı bir döneme ayna tutar.Bu en çok serinin dokuzuncu kitabında ifade edilir.

Seri ülkenin gidişatını gösterir.

Karakterlerden biri olan,Martin Beck ile ilişkisi güçlü olan  Kollberg’in sol görüşlü olması serinin yazılma amacını destekler.

Kitap İsveç’te şiddetin normalleştiği,bürokrasinin yozlaştığı,şirketlerin para uğruna karanlık işlere girdiği döneme eleştiride bulunur.

Karakterler arasındaki benzerlikler ve zıtlıklar bir çalışma takımı oluşturur.

Ülkenin en becerikli adli soruşturma görevlisi olan inatçı ,mantıklı Martin Beck ‘in hobisi gemi maketleri yapmaktır.Bu hobisi bile içerik olarak durağan olduğundan onun sakin karakterini yansıtır.

Biraz da kitaptaki olaydan bahsedeceğim.İsveç’te bir kasabada,öğleden sonra, tıkanan bir kanalda yapılan çalışmada belinden kalça kemiğine kadar çatlak olan bir kadın cesedi bulunur.İpucu yoktur.Bahsettiğim tarihlerde geçtiği için teknolojiden sadece telgraf, uzun süre beklemeli telefonlar vardır.Haliyle süreç yavaş ilerler.

Olayların çözüm yoluna Martin Beck’in sakinliği de eklenince bir durağanlık olur ki bu benim hoşuma giden bir ayrıntı oldu.Koştur koştur bir anlatımın olmaması hem belirttiğim ayrıntılardan hem de dönemin İsveç yaşantısından doğar.Serinin özelliklerinden biri olan gerçek zamanın akış içinde olması hali bu durağanlığı destekler.

Kanalda bulunan kadının nasıl öldürüldüğü birbirinden faklı yer yerde birbirine benzer karakterlerin çabalarıyla bulunmaya çalışılır. Bu ekibin başkişisi elbet Martin Beck’tir.Lakin diğer karakterler de hayranlık uyandırır.

Kitaptaki olay kolay çözülecek bir olay değildir.Soruşturmalar yorucudur,ipuçları uzun süre yoktur ve siliktir,kadının kim olduğu,nerede yaşadığı,nerede öldürüldüğü uzun süre bilinmez,olay soru işaretleriyle doludur.Üstüne üstlük olay basının ilgisi ve spekülasyonuyla yorumlara açık bir hale gelir.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum