Rıfat Ilgaz,siyasi baskıların arttığı dönemde bir spor gazetesinde düzeltme işinde çalışırken baskıdan nasibini alan aydınları gazetede çalıştırır.Kimin paraya daha çok ihtiyacı varsa kendine göre durumu düzenler ve o aydına geceleri iş verir. Orhan Kemal’de 1957’yi 1958’e bağlayan yılbaşı gecesi on lira karşılığında çalışır ve parasını alınca da ilk işi bir paket sigara almak olur. Aydınlar,muhalifler her dönem canım ülkemde her daim ne yazık ki maddi ve manevi acı çekmiştir.Romandan bahsetmeden önce aklımda kalan bu bilgiyi paylaşmak istedim ve yine kitaba geçmeden yazarla ilgili bir ayrıntı daha paylaşacağım.“Yazmak için yaşamak,duymak,halkı algılamak gerekir…Bir yazar için çok gereklidir halkın içinde kalabilmek…Ve halkın değişimini algılamak …”Orhan Kemal böyle der ve belirttiğini de uygular. Devlet Kuşu’nda gitgide yaşanması zorlaşan İstanbul’da paralı bir yaşamın özlemini duyan yeni bir sınıfın yansıtılması vardır.Aynı zamanda roman,Menderes’in partisinin etkisi azalmaya başladığı bir dönemde paranın bu hükümet ile nasıl el değiştirdiğini,şehrin mimarisine etkisini,insanlara durumun sirayetini etkili bir biçimde yansıtır.
Orhan Kemal,siyasetçi bir babanın oğludur.Babası ilk meclisin milletvekillerindendir.Çocukluğunda ise babasıyla sürgüne gider.Yani zorluklarla karşılaşması çocuk yaşında olur.Ardından genç yaşında Gorki okuduğu için tutuklanır.Daha sonra da Anadolu’dan İstanbul’a göç eder.Bu ana hatta bağlı olarak yazarın hayatıyla bağlantılı olarak;yazın hayatında çocukluk,gençlik dönemi gerçekçi dille işlediği Adana insanı merkezli,tarımın,sanayinin,toplum gerçekçiliğinde işlediği dönemi,büyük şehre geldiği ve büyük şehirde, İstanbul’da yaşama tutunmaya çalışan insanların anlatıldığı ,gecekonduların,yoksulluğun,hayat kavgasının anlatıldığı dönemi vardır.
“Göç” yazarın kaleminin odak noktalarından biridir.Aradaki dönemindeyse,Çukurova’ya göç eden kırsal kesimin yaşadıkları yer alır.Üç dönemde de toplumsaldır, gerçekçidir,toplumun içinde bulunduğu başlarda bahsettiğim gibi değişimleri yansıtır.Aynı zamanda karakterleri canlıdır,her biri birey olarak işlenir.İnsanın içinde bulunduğu durumu gerçekçi dille anlatır ki Devlet Kuşu’nda her karakter gerçekçi bir zeminde işlenir.Karakterlerin hepsi toplumun içindeki kişilerdir.
Devlet Kuşu,Demokrat Parti’nin etkisinin azaldığı yıllarda otaya çıkan ülkemizin bir evresini gösterir.Zamanında partili olup yatırımını yapan bir kesim ile zenginleşme hayalini kuran bir kesimin ortaya çıkışı gözler önüne serilir.
Devlet Kuşu yazar tarafından 1965 yılında İspinozlar adıyla oyunlaştırılır. Avare Mustafa olarak da sinemada yer alır.Aklımda kalan Çolpan İlhan ve Fatma Girik ve Ayhan Işık’ın muazzam oyunculuklarıdır.
Kumkapı’da yaşayan yoksul bir aile gerçekçi bicimde romanda yer alır. Ailenin annesi yoksulluğun her sıkıntısına katlanırken ailedeki kızlar etrafın her çalışan genç kıza kötü bakmasına aldırmadan fabrikada çalışırlar.Ailenin büyük oğlu,adaşım Mustafa ise aylaktır.Çalışmak ister fakat kendi kafasındaki işlerde.Babası tarafından sürekli içinde bulunduğu durumlardan dolayı azar işitir.Annesi ise onu sürekli korur.Özellikle yaşından dolayı oğluna hak verir.Oğlu için varlıklı bir kız için dualar eder, ailesinin de bu varlıklı kısmetten nasibini alması için de duasını sürdürür.Her katında iki oda bulunan dört odalı bir evin Mustafa’nın ileride evleneceği kızın ailesi tarafından kendilerine verildiğinin hayalini kurar. Oysa Mustafa avlu komşu kızı Aynur’a aşıktır,Aynur ise Mustafa’ya.Baba bir basımevinde kapıcıdır.zOğlu ile hiç anlaşamaz.Babanın yakın arkadaşı ise ailenin mübadele ile geldiği yıllarda Mustafa’nın annesinin tüm altınlarını harcamışlardır.Bu sebeten anne de ogul da babaya kızgındır.Özelikle babası altınları harcamamış olsa kafasındaki lokanta işini yapacak Mustafa babasına kin güder.Babanın nasıl aylak bir akıl hocası arkadaşı varsa Mustafa’nın etrafında da bu anlamda arkadaşları vardır.
Mustafa mahallelerinde arsa alıp, apartman diken,zamanında kaymakam olan,Demokrat Partili varlıklı Zülfikar Bey’in kızı Hülya’nın dikkatini çeker.Nasıl çekmesin Mustafa çok yakışıklıdır.Babasının zoruyla,Zülfikar Bey’in yanında çalışmaya başlayan Mustafa ve çirkinliği ile nam salmış Hülya etrafın baskısıyla,ailenin kurtuluşunu olası evliliğe bağlamasıyla evlenir.Bu süreçte herkes hayaller kurar.Hatta hayallerinde kendi hayal ettiklerine uymayan davranışta bulunanlarla kava eder dururlar.Mustafa’ya hem ailesi hem de arkadaşları tarafından yüklenen sorumluluk ağırdır.Sevdiği kızdan vazgeçer,ailesi için Zülfikar Bey’in aşağılamalarına,onun kontrolünde bir hayat sürmesine katlanır.Aynur ise keder içindedir. Zülfikar geçmiş yaşantısından yola çıkarak damadının kızını sevmediğinin , derdinin para olduğunun farkındadır lakin yine geçmişte yaptığı bir hatanın kızı üzerinden cezasını çekmemek için bazı şeyleri görmemeye çalışır.Hikâyede Mustafa ve Aynur en mutsuz kişilerken Mustafa’nın almış olduğu kararla kimi için trajik kimi için mutluluk dolu günler başlar.Sınıf atlama çabası romanın merkezindeyken aşk,paranın gücü,karaborsacılıkla elde edilen servetin asıl kaynağı,dönemin toplum ve az siyasi havası,aile içi ilişkiler,bir toplumda yeni yeni oluşan zengin olma hayali içindeki insanların yaşamı romanda yer alır.
