YAPRAK DÖKÜMÜ

Dünya keşke Ali Rıza Bey‘in bildiği gibi bir dünya olsaydı,lakin değişim her daim iyisiyle kötüsüyle gelir.Birinci Dünya Savaşı sonrası gelen değişim, toplumların değerlerini etkiler.Birey bu değişimi reddetse de değişimin dışında kalmaya çalışsa da etrafındakiler yeni hayatın dışında kalmak istemeyebilir.O zaman ne olur?Roman,bu soru ve bu sorunun cevabı üzerine kurulu. Romanın başında,ilk sayfalarda Ali Rıza Bey“YAPRAK DÖKÜMÜ” yazısının devamını oku

KALAYCI

Öykü kitabı olan Kalaycı’yı anlatmaya başlamadan önce,kitapla bağlantılı olarak Mübadele ve Kayaköy’den basedeceğim.Zira kitaba adını veren Kalaycı mübadele zeminine kurulu bir öyküdür.Fethiye’ye çok kez gittim,son ve daha önceki gidişlerimde Kayaköy’e uğradım.Elbette turistik bir mekân fakat Kayaköy’ü turistik bir mekâna da indirgemek oradaki özelikle acı hatıralar için haksızlık olur.Köyün nispeten girişinde bir kahvede otururken,limonatamı yudumlamak biraz“KALAYCI” yazısının devamını oku

EVET…AMA…SANKİ…

Her şeyden önce belirtmeliyim ki roman büyük bir merak uyandırarak başlar.Şaşırtıcı ve sarsıcı biçimde biter.Toplumun kadına biçtiği rollerden sıyrılıp kendi varlığını inşa etme halini anlatır.Roman,toplumun tabu olarak gördüğü şeyleri varoluş ve anlam arayışında yıkan bir ana karaktere sahiptir. Cinselliği,karşı cinsi erken yaşta keşfeden,cinselliği yaşayan Ilgın, hayatında bir değişime girerken yola çıkmadan önce bu değişim için“EVET…AMA…SANKİ…” yazısının devamını oku

YARIM KALMIŞ HAYATLAR

Yarım kalan bir hayatın sahibesi Sıla. Oysa Sıla’nın yaşamını okurken kendi hayatımızın yarım kalanlarını, yaşanma ihtimali varken yaşanmayanları,başkalarının kararıyla yaşayamadıklarımızı,tercih etmediklerimizin yaşanmasını da okuruz. Neden hayatlar yarım kalır?Bazen coğrafya,bazen bize bırakılmayan kararlar,bazen seçtiklerimiz bazen de belki ismimiz ve salt dünyevi bir bakış açısıyla dünyaya geliş nedenimiz.Bu sebeplerin hepsi Sıla için geçerliyken, hayallerine,yaşadığı hayatta yaşayamadıklarına sanki“YARIM KALMIŞ HAYATLAR” yazısının devamını oku

Çamlıca’daki Eniştemiz

Yazarın kaleminin en önemli özelliği,beslendiği yer ve eserlerinin zeminini oluşturan ayrıntılı hatıralarıdır.Yazar,özlemini duyduğu bir dünyayı anlatır.Gerçek kişilerden esinlenir.Gözleme dayalı tahliller yapar. Hacı Vamık Efendi,zamanında defterdar olan valiliklerde bulunmuş biridir.Romanda anlatılan zamandaysa Çamlıca’da,içine kapanık bir hayat sürmektedir. Çamlıca,roman boyunca betimlemelerle anlatılır.Yazarın,“her İstanbullunun mutlaka bir gönül hatırası olduğunu”belirttiği Çamlıca’yı,hem romanın anlatıldığı zamanki haliyle okuruz hem de anlatıldığı“Çamlıca’daki Eniştemiz” yazısının devamını oku

TAKINTI

İki öyküden oluşan kitap Gotik Edebiyat ve Gerilim Edebiyatı türündedir. ​Gotik edebiyatın kasvetli, karanlık atmosferi “Takıntı” öyküsünde bulunur ve özellikle seçilen mekânın han oluşu bu kasveti destekler. Doğaüstü unsurların devreye girmesiyle, tuhaflaşan olayların gün geçtikçe artması sonucu tekinsizlik hissi uyandırılmasıyla, yine mekânlardan birinin dağ oluşu ve fonda pitoresk bir atmosfer kurulmasıyla ve nihayetinde doğaüstü olayların“TAKINTI” yazısının devamını oku

Çirkin Amerikalı

Bir yanda Amerika bir yanda Rusya. Bir yanda emperyalizm bir yanda komünizm ve bu iki güç arasında her alanda olan yarış,çatışma yılları.Yani 1947 yılında başlayan,1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla kırılma noktası yaşayan ve 1991 yılında biten soğuk savaş yılları.Amerika ile Rusya, bu iki gücün varlığı romana kurgu olan mekânda kitap boyunca hissedilir. Homer Atkins elleri“Çirkin Amerikalı” yazısının devamını oku

BEKLE BENİ

Yazdığı her şarkıya bet sesimle eşlik ettiğim,yazdığı her satırı kana kana okuduğum,yönetmenliğini ve yapımcılığını yaptığı,senaryosunu yazdığı her filmi usanmadan birçok kez izlediğim,milletvekilliğinde heyecanlandığım,köşe yazılarını merakla beklediğim,bu coğrafyanın aydını,entelektüeli,vicdanı Zülfü Livaneli’yi çok seviyorum.Bu roman kendisinin deyimiyle bir saygı duruşuysa bir okur olarak bu romanın her satırını okuyarak ben de Denizlere,Yusuflara,Hüseyinlere,68 kuşağına,ülkemin nice aydınlarına Livaneli sayesinde saygı“BEKLE BENİ” yazısının devamını oku

Annemin Uyurgezer Geceleri

Gabriel Garcia Marquez. “ Unutamamak en acı hafıza biçimdir” der.Unutmak gerçekten iyileşmektir. İyileşmenin yollarından biridir.Unutkanlık değil de ya unutamamak nedir?Bir hastalık mıdır,iyileşememek midir?Bir cezamı yoksa ödülümdür?Roman karakterlerinden Şehnaz, unutamamayı bir mahvoluş olarak görmez. Ekonomi profesörü olan Şehnaz, kuralcı bir yapıya sahip,kontrolcü,öğretmen ve uyurgezer Ayhan Hanım’ın kızıdır. Şehnaz,annesinden bir gece uyurgezer haldeyken bir aile sırrını duyar.Bu“Annemin Uyurgezer Geceleri” yazısının devamını oku

İstanbul’un Sandık Odası

Yazarların romanlarındaki İstanbul kitabın ilk bölümünü oluşturur.Gürpınar’ın Heybeliada’sı, Tevfik Fikret’inn kuş yuvası;Aşiyan,Halide Edib Adıvar’ın ahşap evlerle dolu sokakları ve her romanındaki farklı İstanbul’u,Refik Halid’in Beyoğlu’na,İstanbul’a bakış açısı,İstanbul’u melankolik yapıdan uzak tutuşu,Yakup Kadri’nin romanlarında günah şehri olarak gördüğü,tarihi dönüm noktaları ile İstanbul’u, Ahmet Haşim’in şehir yazıları,Ruşen Eşref’in Göksu’yu,tarihi eserlerini koruyamamış ve çiçekleriyle,ağaçlarıyla Bogaziçi’ni, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın“İstanbul’un Sandık Odası” yazısının devamını oku