Hayatta Kalma Alıştırmaları aslında tamamlanamayan bir serinin ilk kitabı . Yazar kitap içinde anlattıklarını yaşamıştır. Tüm anlatılanları, yirmi yılını sahte belgelerle yaşamış “kaçak”ın kaleminden okuruz . Ölüme, kahramanca ölümlere şaşırılmayan bir dönemi anlatan kitapta, işkenceler, toplama kampları,İkinci Dünya Savaşı, ,soykırım,kaçış , sahte kimlikler var. Kitap içinde yer alan işkenceye ait bölümler okurken beni hayli sarstı.“Hayatta Kalma Alıştırmaları” yazısının devamını oku
Kategori arşivleri: Genel
GERÇEK DIŞI
Mehmet Seyda dendiğinde aklıma ilk gelen kömür işçileridir.Zira kendisi de Ereğli kömür işletmelerinde bir dönem çalışır ve sonrasında bu durum,kömür emekçileri kalemine yansır.Özkan Çeliker,James Sulivan, Necdet Ası “bu isimler de kimler”,derseniz hepsi Mehmet Seyda’nın edebiyatta bir dönem kullandığı isimlerdir.Yazarın adını duyunca aklıma ikinci gelen şeyde hayli fazla olan bu mahlas durumudur.Memet Seyda kalemi dendiğindeyse hem“GERÇEK DIŞI” yazısının devamını oku
Gece Bülteni
Sonu bakımından hayli şaşırtan bir polisiye okudum.Olay kadar romanın karakterlerine de hayran kaldım. Komiser Kostas Haritos serinin ilk kitabı olan Gece Bülteni,hayli karışık bir cinayetin soruşturmasını içerir.Atina’da Arnavut bir çiftin katledildiği cinayetle başlayan karmaşa Haritos tarafından çözülmeye çalışılır. Romanda göçmen sorunları işlenirken gerçekleri saptıran,gerçeklerden uzaklaşan medyaya bir eleştiri vardır. “Beni yazar yapan Heybeliada’dır” diyen yazarın,roman“Gece Bülteni” yazısının devamını oku
Portre
Kitaplara, kahveye, sigaraya bağımlı, hiçbir işte tutunamamış, ölmek isteyip devam eden, tutunmak için yaşamayan, kaybetmeyi öğrenmeye çabalayan, kendi olmanın mücadelesini veren bir karakter sanki roman boyu bir kıvranma halindedir. Postmodern olan metin “kesik kesik “ olarak adlandıracağım bir duygu verir. Anlatımda da zaten kesik kesik bir üslup bulunur. Portre bir iç sancıyı aktarır. Bu“Portre” yazısının devamını oku
İstanbul’un Antika Tipleri
Mahmut Yesari,gözleme dayanarak yazan, yazarken saha çalışması yapan bir yazardır.İlk işçi konulu romanımız olan Çulluk romanını yazmak için Cibali’de (fabrikada) çalışan,Su Sinekleri romanını yazmak için konusuyla ilgili olarak sinemaya hayran gençlerle hayli vakit geçiren yazar, İstanbul’un Antika Tipleri kitabında 20. Yy’ın başındaki İstanbul’un şehir hayatı ve kendine has özellikleri barındıran tiplerini aktarır. İstanbul’un Antika Tipleri“İstanbul’un Antika Tipleri” yazısının devamını oku
RÜZGÂR YÜKSELİYOR
Karşı gelemedikleri kadere karşı ,kederle ve umutla yan yana duran bir çift.Romanda yaşananlar çok ağır, çok acı fakat anlatıcının mektupları- günlükleri yaşanan acıya karşın umut doludur. Keşke bu umut her acıya karşı beslenebilse ve keşke her umut gerçekleşebilse. Romandan yola çıkarak diyorum ki sevenler ayrılıkla sınanmasın, hele ölüm ayrılığıyla …Hasta bir kadın,yazar bir erkek. Birbirini“RÜZGÂR YÜKSELİYOR” yazısının devamını oku
ÇATAL DİL
Edebiyatta yazdığı kitabı tamamlayamadan ölen yazarlardandır William Golding ve tamamlayamadığı eseri de Çatal Dil’dir. Roman genel olarak Antik kent Delphi’de, MÖ 1.yy’da geçer. Bilicilik yapması için genç yaşında tapınağa gönderilen, kız çocuğu denecek yaşta görevine başlayan Areika’nın “pythia” olma serüveni romanda anlatılır.Mitler,haliyle tanrılar, Antik Yunan,din romanın merkezindeyken roman, tanrıların varlıklarını, inancı sorgular. Onların varlıklarına bazen“ÇATAL DİL” yazısının devamını oku
Çiçekler Büyür
Kardelen bana her daim en güçlü çiçek türü gelir.Soğuğa rağmen hayat bulup yaşaması etkileyicidir. Bahar çicekleri yaşatmak için her koşulu sağlarken,kardelen zor koşula rağmen var olur.Bir yandan da baharın müjdecisidir.Ah İlay… Sen de bir kardelendin. Özellikle 20. Yüzyılda bir milletin bir kesiminin esir oluşu,Türklere karşı yapılan zulmün acıları ve derinliği romanda aktarılır. 1970’lerde Sovyetler Birliği’nin“Çiçekler Büyür” yazısının devamını oku
DOĞUNUN LİMANLARI
Akdeniz’in doğusunda açılan bitmek bilmeyen bir yaranın, Doğu ile Batı çatışmasının, Müslüman ve bir Yahudi’nin hasrete dönen aşklarının,savaşın romanı…Benim için başyapıtlardan biridir. İsyan’ın babası,Adana’da yaşayan Nubar adında genç Ermeni öğretmen ile bir dostluk kuruyor ki bir Türk ve Ermeni arasında böyle bir dostluğun kurulması o dönem için alışılmamış bir şey.Türk ve Ermeni genci bir fotoğraf“DOĞUNUN LİMANLARI” yazısının devamını oku
SAHİPSİZ MEKTUPLAR MÜZESİ
Yazardan daha önce “Biz İse Yalnızca Arabalardık” öykü kitabını keyifle okumuştum.Bir roman olan Sahipsiz Mektuplar Müzesi günce ve mektuplardan oluşur. Sakin bir hafta geçirmek niyetinde olan,bir değişim programıyla İtalya’ya giden genç adamın tuttuğu günlüklerden romanı okuruz ve aynı zamanda çağlar öncesine ait mektuplardan… Başlarda ihtimali düşük olan bir aşkın nasıl kendini var ettiğine şahit olurken,romanın“SAHİPSİZ MEKTUPLAR MÜZESİ” yazısının devamını oku