Palaçinka

Kitap içinden çıkan ve bir Balkan yemeği olan palaçinka tarifi ile kitabı okumaya başladım.En kısa sürede denenecek.Palaçinka kitaba adını veren ilk öykü ve neredeyse kitaptaki her öykü gibi hafif bir hüzünle biten bir öykü.İllüstrasyonlarını da çok sevdiğim kitapta beni en çok etkileyen ayrıntı öykülerin hepsinde ya durumla ya karakterle bir tanışık hissinin olmasıydı.Amcaoğlunun yanına tatile“Palaçinka” yazısının devamını oku

Çöp

Cam,plastik,metal,kağıt için kavga edenler,bunlar için adam bıçaklayanlar,ekmeğini alın teri ile çöpten çıkaranlar,çöplükte yaşayıp oranın ezileni ve sömüreni olanlar ve şehrin en büyük geri dönüşüm çöp işletme fabrikasının sahibi olanlar,belediyenin çöp arabasının şoförü ve ailesi …Bu insanların hayattaki yolu bir dağın efsanesinin eteklerinde birleşir .O dağsa çöp dağıdır.Çöp toplayarak yaşayanlar yoksul değildirler yaşadıkları yoksulluktan daha fazlasıdır“Çöp” yazısının devamını oku

Beşir Fuat

Goethe’nin Alman edebiyatının ilk mektup romanı olan Genç Werther’in Acıları kitabı roman karakteriyle insanları intihara sürükler.Gençler karakterin giydiği çizmeleri,mavi ceketi sarı yeleği giyer ve intihar ederler.Bir de bizim tarihimizde bir intihar olayı vardır.Fakat bu bir kurgu roman karakterinin intiharı değildir,hayatın içindeki birinin ölümüdür.İntiharın basında yer almasıyla Osmanlının 1887 yılında İstanbul’da da bir intihar salgını başlar.Osmanlının“Beşir Fuat” yazısının devamını oku

Wigan İskelesi Yolu

Bu kitap yazarın totaliter rejimin gidebileceği noktaları,sonuçlarını işlediği 1984,sosyalizmin amacından nasıl uzaklaştığını,nasıl dikta rejimine dönüştüğünü anlattığı Hayvan Çiftliği,orta sınıf eleştirisini yaptığı Aspidistra kitaplarının aslında düşünce olarak kaynağıdır,harmanlanmış halidir de.Kapitalist sistemin en çok etkilediği kesim olan karın tokluğuna çalışanları anlatan,sınıf eşitsizliğini ve nedenlerini,insanların çektikleri sıkıntıları aktaran,yazarın kendi yaşadıklarından yola çıkarak yokluğun içeriğini anlattığı ve daha önce“Wigan İskelesi Yolu” yazısının devamını oku

Distopya

Roman kendini devamlı yenileyen bir son içinde geçer.Sonun başlangıcı ve yaşanan süreç bir döngü taşıyor ve bu döngünün neticesini gözler önüne seriyor.Nedir bu döngü?İnsanın daha üstün olanı,daha iyisini,daha gelişmişini,daha fazlasını istemesiyle dünyaya verdiği zarar ve dünyanın da uğradığı zarara karşılık insana zarar vermesi.Döngünün neticesiyse insanın kendine yaptığı bu kötülüğün buhranlarını yaşaması.Spekülatif kurgu zeminine kurulu bir“Distopya” yazısının devamını oku

Gözler Kanatlar Çiçekler  Kuyruklar

Kitabın başlarında Cenap Şehabettin’in “Anlamadan okuduğum kitabın benimle alay ettiğini sanırım “ sözü aklıma geldi. “Eyvah, kitap benimle alay edecek” dedim. Neyse ki sonrasında yavaş yavaş algılamaya başladım.Sınırı olmayan bir hayal gücüyle çizilmiş bir dünyanın hüzne yansımasını okudum.Romanda bu hayal gücü “tersten işlenerek “ kurulmuş. Aslında dünü ,geçmişi şu anki zamanda anlatıyor.Geçmis zamanı toplumsal bir“Gözler Kanatlar Çiçekler  Kuyruklar” yazısının devamını oku

Kesik Baş Cinayeti

Cinayet meydanda lakin caniden tek bir iz yok,kurbanın uzuvları İstanbul’un dört bir yanından çıkar fakat cinayet mahalli yok,cinayet esrarını günden güne arttırır içinden çıkılmaz hal alır ve bütçe emek zaman harcanır fakat netice yok.Ta ki olaya Ziya el atana kadar.”Katil kim “ şablonuyla yazılmış dedektif/polisiye türünde bir roman.Yazarın kimliğine dair net bir bilgi bulunmamakla beraber“Kesik Baş Cinayeti” yazısının devamını oku

Kan Sahibi

Arnavut inancıdır; öldürülen birinin ruhu için kan alınmalıdır. Yoksa ölenin ruhu dinlenmez.Kan sahibineyse Zot gjakut denir.Öykünün merkezinde ,kurulu olduğu temelinde bu ayrıntı bulunur.Uzun öykünün geçtiği zamansa Tepedelenli Ali Paşa’nın Arnavutluk’ta (Yanya) hüküm sürdüğü yıllardır.Dönemin sosyal yapısını, Osmanlının durumunu, yazısız kanunlarını, inanışlarını, devletin anlatılan dönemdeki yolsuzlukları kontrol edemeyişini, kadınken karşı cinsle münasebete girmeyeceğine ve doğum yapmayacağına“Kan Sahibi” yazısının devamını oku

MARY

✍️Eğitim her şeyi eşit duruma getirir. Özellikle kadın ve erkeği…Yazarın da vurguladığı tam olarak budur. Yazar , kadın ve erkeğin eşit olmayışını kadına sağlanmayan imkânlardan, bu sağlanmayan imkanların başında gelen eğitimden kaynakladığını belirtir. Eğitimsiz kadının haliyle güçsüz olacağının altını çizer.Yazar kadın ve erkek  eşitliğini savunur. Kısacık ömrünü de bu uğurda yaşamaya, çalışmaya , yazmaya adar.“MARY” yazısının devamını oku

Düşkünler

Yazarın ilk romanı olan Çıkrıklar Durunca ve Mahmut Yesari’nin Çulluk romanı edebiyatımızda sosyal gerçekçilik akımını başlatan romanlardır.Sadri Ertem’in ilk romanı Çıkrıklar Durunca ekonomi,mezhep sosyoloji;Köylü ve ağa sistemi zemininde Avrupa tarzı üretimin Anadolu tarzı üretimi devletin yanlış ekonomi politikasıyla nasıl ele geçirdiğini anlatır.İkinci romanı Bir Varmış Bir Yokmuş kapitülasyonların Türk ekonomisini nasıl çöküşe sürüklediğini işler.İki roman“Düşkünler” yazısının devamını oku