Siyah Gözler

Tanzimat’la beraber batılılaşma, kadın erkek eşitliği,kadının toplumdaki varlığı yahut var olmasının gerekliliği edebiyata yansır.Ahmet Mithat Efendi’den Namık Kema’e,Şemseddin Sâmi’den Fatma Aliye Hanım’a her yazar Tanzimat’tan Cumhuriyet Edebiyatı dahil farklı dönemlerde kadının ‘‘yeni” varlığını görücü usulle evliliğe karşı çıkarak,kadının sosyal yaşamda yer alması gerektiğini savunarak,kadının eşini seçme hakkının olduğunu belirterek işlenir.Fakat Servet-i Fünun‘a tepki olarak doğan Fecr-i Ati topluluğu yazarlarından olan ve 2.Meşrutiyet döneminde yazmış olan Cemil Süleyman,kendinde önceki yazarlardan farlı olarak “kadının cinsel hayatını” yaşama isteğini açıkça romanında ifade eder.Yani kadın,bence edebiyatımızda ilk kez cinsel arzusu ile bir insandır.Elbette daha önceki birçok romanda kadın cinselliğini yaşar.Kimi zaman fuhuşla (Sefile),kimi zaman bir aşk üçgeninde (birçok örneği var),kimi zaman kocasının akraba yahut arkadaşına duyulan aşk ve bu aşkın ihanetle sonuçlanmasıyla (Aşk-ı Memnu ve bir nebze Eylül) yahut aradan çekilmeyle sonuçlanmasıyla, kimi zaman lezbiyen bir ilişkiyle (Saime)kimi zaman da evliliğinde ,kimi zaman felaketle sonuçlanarak ama takıntı halinde bir tutku eşliğinde (Zavallı Necdet) kadın cinsel hayatını yaşar.Fakat bekar/dul bir kadının cinselliğini yaşamak arzusunu,kadın erkek ilişkisinde normal bir istek olarak yansıtan bence ilk romanımız.Evet,roman bir trajedi ile sonlanır,lakin bu trajedinin nedeni kadının cinsel hayatını yaşaması değildir.Aradaki yaş farkı ve buna bağlı kıskançlık trajediyi doğurur.Yaş farkına değinmişken bu konudan bahsedip,ardından romanın konusu üzerine yazacağım.Aradaki yaş farkı romanın catışmasıdır.Kadının bu yaş farkından dolayı endişeleri vardır.Çevre faktörü,olası bir evlilikte zaman geçtikçe genç erkeğin yaşından dolayı ondan vazgeçme olasılığı korkuların sebebidir.Bu noktada da roman farklı bir yerdedir.Daha öncesinde,-dönem olarak bu romandan önce (Aşk-ı Memnu’da Firdevs Hanım) ve sonra yazılmış(Yeşil Gözlü Kız’da evin hanımı),-kendinden küçük birine ilgi duyan ya da yaşından endişe duyan kadınların profilinden farklıdır.

Hepsinde yüzüne düzgün sürmüş,yaşını kabul etmeyen, gülünç duruma düşen,aşığı ile gezerken nefes nefese kalan,onları paralarıyla elde tutan vb. kadınlar vardır.Bu romanda kadın yaşını kabul eder.Genç adama aşık olsa da gençlik sevdasına düşmez.

Edebiyat hayatını asıl mesleği doktorluğa dönerek yarım bırakan yazar,ilk olarak hikaye ile yazı hayatına başlar.Fecr-i Âti topluluğunda olsa da aslında Servet-i Fünun etkisinde yazar.

Romanda Beykoz gezi yerleri ,aksam gezintileri yansıtılır. .Otuzunu aşkın,evinde hizmetçi ve aşçısıyla birlikte on yıldır yalnız yaşayan dul bir kadının can sıkıntılarını,cinsel tutkularını korkularını,aşkını ve kıskançlığını anlatır.Kadın can sıkıntısıyla penceresinden Beykoz çayırlarını izler,burada akşam gezmeleri yapar.Bu gezmelerden birinde peşine yirmi iki yaşında bir genç takılır.Kadın gencin siyah gözlerine vurulur.Yıllardır yalnız olan kadın aradaki yaş farkını düşünse de bu farktan endişe duysa da aşkından ve yıllardır yaşamadığı cinsel hayatın etkisiyle,duygularına yenik düşer.Uzaktan bakışmalar ,mektuplaşmalar,kırda gezmeler zamanla yerlerini delikanlının kadınının evine girmesine bırakır.Kadın yaş farkı haricinde toplumu da düşünür.Toplumsal normlara,geleneğe uygun olmayan bu aşk,kadının yaş farkından dolayı endişelenmesi derken kadın hüzünlü bir hal alır. Mutluluğun elinden gitme ihtimali kadının ruhsal dengesini bozarken genç adamın ailesinin genci bir kızla nişanlaması, kadına daha seyrek uğranması bir cinayete sebep olur.

Psikolojik tahlillerle dolu olan roman,dul bir kadının aşk ve cinsellik özlemlerini cesurca işler.

hernevikitap tarafından yayımlandı

Her türden okuduğum kitapları yorumluyorum