Bir distopya, protesto, uyarı olan 1984 hakkındaki bu yazım yorum bölümüne taşacak.
Neredeyse her distopyada olan dikta rejimi 1984 romanında da var.Rejimin diktatörü,hatasız olan,her evde,her yerde fotoğrafı bulunan,yaşanan iyi şeylerin tek kaynağı olan, Büyük Birader’dir.Posterleri altında BÜYÜK BİRADER’İN GÖZÜ ÜSTÜNDE yazar ve öyledir.Korku politikası ve tek güç insanları bastırmıştır.Bir süre sonra bu korku ile bastırılmışlık,insanlarca ilgilenilmez, doğal,içgüdüsel bir biçim almıştır.Sisteme karşı olanların sonu bellidir ve zaten sisteme karşı olan, o sonu bilerek yapılmaması gerekeni yapar.Törenlerde, Nefret Haftası diye adlandırılan törenlerde, idam cezalarında, toplama kamplarında mutlak son sistemce vurgulanır.Çalınan marşlarda liderin büyüklüğü pekiştirilir.Romanda yer alan Winston ve Julia sisteme karşı çıkar, aslında muhalif olmak mümkün değildir.
1984 dünyasında bölgeler vardır: Doğuasya, Avrasya, Okyanusya.Ayrıca bu üç gücün hakimiyet kurmaya çalıştığı küçük bölgeler vardır.Üç gücün ideolojisi aynıdır.Büyük Birader’in yönettiği ülke Okyanusya’dır.Bu totaliter ülkeler arasında dengeler sürekli değişir ve sürekli bir savaş hali vardır.Bu güçler dünya nüfusunun beşte birinin yaşadığı, üç devletin de sınırı dışındaki yer için savaşır.Bu bölgeler sürekli bu üç gücün köleliğindedir. Bu yüzden savaşlar hiç bitmez.Birbirlerinin topraklarını fethetmezler,bu onlara bir şey kazandırmaz:Savaşlar toprak almak için değildir,toplum yapısını taze tutmak,korumak içindir.Bu yüzden “Savaş Barıştır” Okyanusya Devleti’nin sloganlarından biridir.
Tele ekran ile herkes izlenir, her şey kayıt edilir.En büyük suç düşünme suçudur ki Düşünce Polisi bu iş için vardır.Çocukların anne babasını ispiyonlamaları, küçücük bir mimikle rejime karşı mutsuz olduğu düşünülenlerin ihbar edilişleri, sisteme bağlılıktan kaynaklanır.
Büyük Birader yanılmaz,rejimden önce icat edilenler bile rejimin icadıdır,vaatler tutulmazsa vaat edilen kayıtlar silinir ve ortada sorun kalmaz.Bunun için bakanlıkta bir bölüm vardır. Aslında her şey silinir. Kitaplar,sokak isimleri, tarihi binalar, dil yok edilir(“yenisöylem”adında bir dil kurulur).Geçmiş yoktur.Geçmis sistemin izin verdiğidir,sürekli düzenlenir,tarihi kahramanlar yaratılır.Partinin her öngörüsünün doğru çıktığını kanıtlamak için partinin her söylemi, istatistikleri duruma göre düzenlenir.Okyanusya ve Avrasya bir ara bağlaşma yaşamıştır fakat bu ret edilir ve bu herkesçe bir anda kabul edilir.Bu kabul edişler artık içgüdüseldir, aksi mümkün değildir.
Meydanlardaki ekranlarda her şeyin yolunda olduğuna, ülkenin zenginleştiğine ama savaş çıktığı için zor günler geçirdiklerine dair yalan haberler yayımlanır.
Bu ideolojinin sürebilmesi için tek tip bir yaşamın kurulması, baskının olması, korkunun salınması, geçmişin silinmesi, bireyi özünden ayırıp bireyin düşünceleri dahil kontrol altında tutulması gerekir.
Geceleri tutuklanmalar, kişilerin ortadan kalkması(buharlaşma olarak tanımlanıyor), en az yirmi beş yıllık çalışma kampları korkuyu beslerken, sürekli izletilen Nefret filmleri kitleyi sisteme bağlar, durumu olağanlaştırır, yine aynı tanımı kullanacağım, içgüdüsel bir durum oluşturur.
Ayrıca” çiftdüşün “metodu ile her şey anlam kazanır, mantık bulur.Bu zıtlıklarla kurulan bir mantıktır. İktidar çelişkilerin uzlaştırılmasıyla sonsuza kadar korunabilir. Bu zıtlıklar çiftdüşün düşünme sisteminin temelidir.
Amaç bir ailenin mal varlığı, gücünün sürmesi değil amaç sistemin devamlılığı ve kusursuz olduğunun sonsuza dek kanıtlanması.Büyük Birader’in sevilmesidir.Bu yüzden yoldan sapanlara yapılan işkencelere iyileştirme, tedavi denir.
Devletin yapısı : BÜYÜK BİRADER ;Tüm erdemler,başarılar ondan kaynaklanır, yanılmazdır. İÇ PARTİ; Nüfusun %2’sini oluşturur,zengindir, lüks içinde yaşar,devletin beynidir.DIŞ PARTİ; Devletin eli koludur.Winston bu kesimdendir.PROLETERLER:Nüfusun %85’ni oluşturur.Çalışıp üreyen ve ölen, kaderlerine teslim edilmiş,sığır gibi yaşadıkları için önemli görülmeyen,denetim altında tutulmaları kolay olan,düşünceleri olmadığı için düşünmeleri serbest olan kesimdir.Zaten parti sloganlarından biri “proleterler ve hayvanlar özgürdür” der.Bu yoksul sınıf, lidere bağlıdır,İç ve Dış Parti aksine proleterlere cinsellik serbesttir.Sosyal yaşam alanlarında yerleri ayrıdır.Fakat bu sınıf farkı her şey için geçerli değildir.Örnek vermem gerekirse, proleterlerin çocukları partide görev alabilirler,bunun için 16 yaşında sınava girerler.Amaçlardan biri proleterlerin üremesidir. Diğer vatandaşlar için seks yasaktır,kadının bundan zevk alması söz konusu olamaz.Parti üyeleri için seks sadece sisteme bağlı çocuk doğurmak adına olmalıdır.Seks Karşıtı Gençlik Birliği vardır ve simge olarak bele bağlanan bir kuşak kullanılır.Boşanmak yasaktır.Buna rağmen bakanlıkta pornografik dergiler basılır, bu proleterler içindir. Proleterler gizli bir iş yaptığını zannederek bu dergiyi edinirler.Aslında her şey kusursuz planlanmış bir oyundur.
“Çiftdüşün” e dayanarak Barış Bakanlığı savaşın, Gerçek Bakanlığı yalanların, Sevgi Bakanlığı işkencenin, Varlık Bakanlığı yokluğun bakanlıklarıdır.
Winston, bir günlük tutmaya başlar ve suçu başlamış olur.Julian ile birbirlerine âşık olurlar, gizlice buluşmalar başlar ve sisteme karşı isyana odaklanırlar.Bu iki âşık birbirini kaybetmek hariç her şeyi göze alır, sondan kaçamayacaklarını bilerek…Peki Winston ‘un isyanı nasıl sonuçlanır?Kollektif bir beyne sahip sistem yanılmış olabilir mi?Sistem dağılır mı? Winston mutlak son denileni değiştirebilir mi? Ya da rejim gerçekten hiçbir çürük elmaya izin vermeyecek gibi mi kurulmuştur? Günün sonunda tek bir amaç vardır Büyük Birader’in sevilmesi ve rejime ait pirüpak insan olmak.Winston Büyük Birader’i sevecek mi?









