Sular Üstünde Gökler Altında

Aşkın bin bir hali vardır haliyle de aşkı bin bir yaşama biçimi. Kavuşmak mıdır kavuşamamak mıdır?Ben neticeye bakmam.Zira esas olan o bin bir biçimden birini yaşamaktır.Zaten her aşk hem cennettir hem cehennem.Cennetir huzuru ve mutluluğu hissettirdiği an. Cehennemdir en küçük alevle tüm alemin yandığı tek bi an; kavuşulsa zaten cennet yaşanmıştır kavuşulmazsa zaten cehennem de yaşanmıştır.Ah Kalender sana nasip oldu ya dünya gözüyle aşkı yasamak, daha ne.Bu arada Kalender romanın kahramanı.Ben kaptırdım gidiyorum.Kalender aşkı uzaklaşarak,unutmaya calışarak,uzaklaştıkça yakınlaşarak,kaçtıkça yeni yerler,yeni deneyimler edinerek, kendini inşa ederek yaşadı.Fersah fersah bir gidiş,onun ki kıtalar arası hatta keşfedilmemiş, keşfe gidilen kıtalar arası bir gidiş.Yol arkadaşı başta babasının öğütleri sonra kaptanı Kristof Kolomb.Kalender’in yolculuği aynı zamanda bir iç yolculuk.
Zaman dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyenlerin günahkâr olduğunu düşünenlerin zamanı,yıl 1492.
Kalenderin keşfe çıkmasının,denizlere açılmasının iki sebebi var. Sevdiği kadını unutmak, İstanbul’da kalıp acı çekmemek diğeri ise babasını onurlandırmak, ona onun hayallerini bizzat yaşadığını göstermek,ona verilen eğitimin boşuna olmadığını göstermek, aşık olduğu andan itibaren yaptığı hataları telafi etmek.Dalgalar, yerliler,heyecanlar, çizimler,yeni dostlar, Kalender’e aşkını unutturmaz.Hatta keşiflerden servetle dönüp aşkını ondan alan adamdan intikam alma umudu doğurur.Uzaklaştıkça sevdiği kadını daha çok özler,düşünür.Sonunda kavuşur mu kavuşmaz mı roman bunu son sayfasında belirttir lakin mühim olan Kalender sevdiği kadını gördüğü ilk an ona zaten kavuşmuştur;aşka.Tıpkı romanın sonlarında başka bir kadın olan yerli Yumasek’in Kalender’e kavuştuğu gibi.Romanın aşk katmanı bu.Fakat roman daha diplerde umuttan bahsediyor. İnsanın en karanlık yanlarına rağmen dünyada umut olduğunu gösteriyor.İnsanın tam olarak hayallerinden vurulsa da umutla ve yeniden o hayalleri kurmaya başlayınca tekrar ayağa kalkabileceğini anlatıyor.
İsa kaptan erdemli biridir.Denizciliğe bakışı dönemin denizcilik anlayışıyla çakışınca emekli olur.Oğlunu yetiştirir,denizcilik bilgileriyle donattığı gibi Kalender’i insan olarak da iyi yetiştirir.Geriye kalan Kalender’in pratik yapması ve deneyim kazanmasıdır lakin babası oğlunu denize salmak istemez.Kalender babasını ikna eder ve Kırım’a giden bir gemiyle ilk yolculuğuna çıkar.İlk gemi yolculuğu onu kaderinin kırılma anınına götürür.Ustinya’ya aşık olur ve ondan beklenmeyecek hatalar yapar.Bu hatalar aşk katında mubah Allah’ın terazisinde günah,bir babanın yüreğinde hem yangın hem sükutu hayaldir hem de evladına verdiği haklılık payıdır.Neticede Kalender elinden alınan sevdiği uğruna yanar,unutmak için yeniden doğması gerekecek kadar sever.Çareyi Istanbul’dan gitmekte bulan Kalender babasına tövbelerini sıralar.Babasının hayallerini yaşayacağını belirtir.Babasının rızası ve yardımıyla ve babasının haritalarıyla keşfe çıkar. Kolomb ‘un gemisindedir . Orada dostluklar edinir,onun sayesinde yeni yerler keşfedilir.Umudun bittiği yerde o dillenir.İlk keşif heyecan,umut,başarı, yerlilerle kurulan dostluklarla doludur. Kalender’in kurbağa temalı rüyaları bir de içindeki aşkı yolculuktadır… Aynı yere ikinci kez demir alındığında o mavi deniz artık sanki degişmiştir.Altın peşinde olanlar,din adamının keşfe yetkiyle katılıp yerlileri Hristiyanlığa davet etmesi,kabul etmeyenlerin öldürülmesi ,işkenceler,eziyetler derken Kalender iç hesaplaşmasını yapar.Haksızlık,işkence, saklamak zorunda olduğu Müslümanlığına ve karakterine aykırıdır.Din adamıyla karşı karşıya geldiğinde kaderinin ikinci kırılma anı yaşanır; sürgün.Hem de bilinmeyen,yeni keşfedilen yerlilerin adalarından birine hem de yanında işkenceden kurtardığı Yumanek’le. Mitler,inançlar,coğrafya, tarih eşliğinde okunan roman sonlara yaklaşırken Kalender’in duyduğu ve gördüğü kurbağalı rüyalar anlam bulur.
Babasına keşif boyunca yazdığı defteri teslim edebilecek mi,İstanbul ‘u ve sevdiği kadını dünya ölçüleriyle tekrar görebilecek mi,Kalender ne kadar kendini inşa edecek romanın sonunda belli olur.
Büyülü gerçekçiliğe yakın roman biraz masal biraz da tam hayatın içinde, usta bir anlatımla su gibi aktı ve bitti.Her karakter ayrı ayrı birer tat bırakırken Yumanek ‘in varlığı ve Kalender’in hem denizdeki hem içindeki yolculuğu ben de derin bir iz bıraktı.

Profesörün Evi

Bir insanın içinin yıkılması ne zordur ve o insanın bu yıkım esnasında ve sonrasında sonuç ne olursa olsun yenilenmesi ne güzeldir Fakat bu yenilenme sancılı bir dönemdir.Özellikle geçmişin sorgulanması hayli sancılıdır ki hele kurulu bir düzeniniz varsa .Tarih profesörü Godfrey St. Peter tam olarak bu anlattığım ruh durumu içindedir.
Hayatını ailesine ve işine adayan profesör ailesiyle yeni bir eve taşınacaktır. Evlendiği günden beri yaşadıkları, profesörün kariyerinin başladığı ev boşaltılmıştır.Bu taşınma olayı profesör için bir kırılma noktasıdır. Profesör St. Peter yirmi yılını geçirdiği evinden çalışmışlarını öne sürerek hemen ayrılmak istemez. Oysa ki eşi Lillian ve evli çocukları yeni evi hayatlarının merkezlerine koymuşlardır.St. Peter ise işlerine, okula ve eski evdeki yaşamına odaklanır.Ailesi ile arasına fiziki bir mesafe girer Bu mesafe profesörün hayatını sorgulatmaya sürükler. Duygusal yıkım başlamış, geçmiş ve yapılamayanlarla dolu bir hayat sorgulanmaya başlamıştır.Bu sorgulama ,düşünme sırasında zamanında kızıyla nişanlı olan, ailenin hayatının yönünü değiştiren Outland’ın cesaretinin kendisinde olmadığını fark eder.Geçmişle hesaplaşma sertleşirken yeni ev profesörün hayatında en uzak nokta olur.

Sakın Yalnız Ölme

İradeyle sınanmanın, insanın kendi gülmesini hak etmesinin hikayesi …
Mavi her şeyi elde etmeye çalışan,hırslı,istediğini her zaman elde etmiş bir avukattır.Ailesi tarafından bir dediği iki edilmeden büyütülmüştür.Babası ve ablasını bir kazada kaybettikten sonra içine kapanan Funda ise kıskançlığı kaybetme korkusundan doğan bir kadındır.Hayli disiplinli olan,kadınların dikkatini çeken,kendi çizdiği bir çerçevenin içinde yaşayan,Funda ile olan evliliği göründüğü gibi olmayan Baran bir babadır.Ayşe birçok psikoloğa göre farklı tekniğini olan doktordur Serhad Mavi’nin savunmasıyla suçsuz yere cezaevinde olan biridir.Baran’ın iş ortağı Civan ise ciddi ilişkilerin adamı değildir.Bu kişilerin hayat yolları ikili üçlü olarak ve birebir kesişir. Bu kesişmeyi doğuran aşktır,aşk zannedilip sadece elde ve evde etme tutma çabasıdır,elde etme hırsıdır.Aşk aslında bu kişilerden birine ait değildir.Aşk Allah’a aittir ve içlerinden özellikle biri Ayşe’nin yardımıyla o aşka ulaşacaktır.
Başlarda saplantılı aşkıyla Mavi’nin ve evliliğini kurtarmaya çalışan,hatalarıyla ,kıskançlıklarıyla kocasını kendinden uzaklaştıran Funda’nın ve iki kadın arasında kalacağını tahmin ettiğim Baran ‘ın hikayesini okuyacağımı düşündüm.Zira kitap ortasına kadar bu doğrultuda ilerledi.Lakin akabinde kendini,manayı ,aşkı,esas olanı,dua ve umudun farkını işlemeye başladı ki romanın ana söylemi oluşmaya başladı.Sonundaysa roman karakterlerini ait oldukları yerlere teslim etti.
Romanda en çok sevdiğim ayrıntı her karakterin negatif yanlarına kızarken sonlara doğru onları anlamış olmam ki bunu yazarın kalemi sağladı. Karakterlerin birey oluşumlarını,hem toplum için hem de etik olana aykırı olan tutumlarını anlayışla karşılarken, karakterlerin olumlu yahut olumsuz değişimlerine özellikle Mavi’nin kendi yolculuğuna ve vardığı noktaya hayran kaldım.
ALINTILAR
Dağılmışlık kendini toplama güçlüğünün yanı sıra insanın geleceğine olan inancını da önemli ölçüde azaltan bir duygudur.

Odamda Yolculuk

Yerinde kalarak, bir odadan çıkmadan yolculuk yapmak mümkün mü? Evet. Yazar tam olarak odasında bir yolculuğa çıkıyor ve biz okurları da şu cümleleriyle bu yolculuğa davet ediyor: “Beni takip edin.Aşkın küçük düşürüldüğü, dostluğun ihmal edildiği bir yerde, insanların gaddarlığından ve vefasızlığından uzakta kalmak isteyen sizler; kainatın bütün mutsuzları ,hastaları, bıkkınları beni izleyin .”
İçinde bulunduğu durum, koşul ne olursa olsun üretebilenlerin hayranıyım. Kitaptan çok etkilenmiş olmamın ana sebebi budur.
Yazar yasa dışı bir düello sonucu ev hapsi cezası alır.Ceza süresi kırk iki gündür.Odasında geçirdiği kırk iki günü, odasındaki nesneler aracılığıyla hatırladığı geçmişte yaşadıklarını, fikirlerini ve nesnelerden çıkarımlarla oluşturduğu fikirlerini ve birçok konudaki görüşlerini aktarır. Aslında yazar kendine doğru bir yolculuğa çıkar. Fikirlerini gözden geçirir, ne hissettiğini ölçüp tartar. Otuz altı adımlık kare şeklinde olan odada düşüncelerinin izini sürer ve bu sürdüğü izler onu belli fikirlere ulaştırır. Otobiyografik bir gezi yazısı olan ve 1794 yılında kaleme alınmış kitap kendi düşüncelerinde dolaşan bir yazarın çıkarımlarıyla doludur.
ALINTILAR
Ömrün yarısı boyunca diğer yarısının acılarını unutmaya çalışıyoruz .
İnsan bir ruhtan ve vahşi bir hayvandan meydana gelmiştir. Birbirlerinden oldukça farklı bu iki varlık zaman zaman iç içe geçerken bazen de biri , diğerinin üstündedir .

Dakikalar İçinde Din

Dakikalar İçinde serisi için şunu belirteceğim; İşlediği konular hakkında fikir sahibi olmayı kolaylaştıran bir seri. Dakikalar İçinde serisi işlediği konulara hakim olduğumuz ya da olmadığımız hallere göre yararlanma,yeterlilik açısından değişkenlik gösterir.Mitoloji hakim olduğum konuyken serideki Mitoloji kitabı bana yeterli gelmedi.Bilgi tazeledim.Zaten serinin derinlemesine bir konuyu ve o konuya ait ayrıntıları inceleme,sunma gibi bir iddiası yok.İşletme, hakkında pek bir şey bilmediğim bir konu.Seri İşletme kitabıyla beni bu konuya sokmuş oldu. Merak uyandırıcı maddeleri sıraladı.Başka kaynaklara yönleneceğim ve ayrıntıları oralardan öğreneceğim bir ufuk açtı. Serinin bu kitabı benim icin yeterlilik derecesindeydi.Konuya hiç hakim olmayan biri olarak artık fikirlerim var. Bunları yazma sebebim bu serinin neyi amaç edindiğini ifade edebilmek.Gelelim Din kitabına.Evet bildiklerimin üzerinden geçerken kitap sayesinde hiç bilmediğim dinlerle tanıştım.Alt başlıklarını başka kaynaklardan kapsamlı okuyacağım alanlara yöneltti.
Köklü inançların tarihine inen kitap bu inançların uzantılarını da aktarıyor.Dinler ve içindeki kavramlar açıklanıyor.
Kadim ve unutulmuş, silinmiş dinler,yeni sayılacak dinler kitabın araştırma konularından bazılarıyken görsellerle desteklenen iki yüz kavram işleniyor.
Deizm,dinin geleceği ,İbrahimi dinler, mezheplerin doğuşu, Agnostisizm,Animizm , Ataizm,çoktanrılı dinler ,yaratılış hikâyeleri,dinin ne olduğu,çoktanrılı ve tektanrılı dinlerdeki doğaüstü varlıklar, ,inançlara göre karşılaştırma ile ölüm sonrası,binlerce yıl öncesine dayanan kesintisiz gelenekle varlığını sürdüren inançlar ,Çin,Mısır,Mezopotamya dinleri ve içinde barındırdıkları kavramlar, Yunan tanrıları,Roma ve din,günümüze kadar varlığını sürdüren en eski inanç ve bilinen en eski tektanrılı din olan Zerdüştlük,Orta Amerika; Aztekler,İnkalar vb kültürlerin dinleri ,Hinduizm,Şinto,On dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkan dinler, inanmayanlar, kitabın içindeki konulardan bazıları.

Güneşin Altın Elmaları

Yazarın kendine has kaleminden ve erken dönem öykülerinden derlenmiş otuz iki öyküden oluşan bir kitap.Rad Bradbury adını görünce otuz iki öykünün de bilimkurgu olduğu düşünülebilir, hatta kitapta tür olarak bilimkurgu yazar fakat tüm öyküler bilimkurgu değil. Her biri farklı olaylarla ,farklı karakterlerle, hayatın ilginç yanlarıyla işlenmiş öyküler. Öyküler içinde uygarlık da işlenir yalnızlık da.Bazı öyküler aile içi ilişkileri bazı öykülerse iktidarı bazı öyküler yeni dünyaları keşfetmeyi işler.Bazı öykülerde bilimkurgu yer yer de fantastik öğeler bulunurken,öyküler istediği kadar içinde gerçekdışı öğe barındırsa da yazar anlattığını hayata dayandırır yahut temelini hayata kurar.
Sis Düdüğü hem anlattığı başka bir dünya ile bilimkurgu hem içindeki ayrıntılarla fantastik türe yaklaşan çok özel bir öykü. Sihirli güçleri olan bir ailenin üyesi Cecy,aşık olmak ister fakat sıradan bir halka karışırsa güçlerini yitirecektir. Nisan Cadısı kitabın fantastik en güzel öykülerinden biri.Dip köşe bir temizlik,bunun nedeniyse bir cinayet,Çanağın Dibindeki Meyve öyküsünde hayli tebessüm ettim.Uçan Makina kitapta iktidarı işleyen ayrıcalıklı öykülerden biri.
ALINTILAR
Her zaman birileri bir şeyi,onu bir şeyin sevdiğinden daha fazla seviyor.Ve bir süre sonra bu şey her neyse onu yok etmek istiyorsun ki sana artık acı vermesin.

Sazın Teli Koptu

Sevdalım Hayat kitabından sonra Sürgün şarkısı benim için farklı bir anlam kazanmıştı.Bu kitaptan sonra da benim için Sürgün şarkısı farklı bir boyuta geçti.Artık sadece bir şarkı değil bir ömrün bir kısmının hikâyesi.Zira kitapta memleketinden uzak bir sanatçının,aydının hayli anıları var.Bu anılar genel olarak satır aralarında saklı.Öyle açık açık anlatılan anılar değiller.Özellikle Livaneli’nin Erdal Öz ‘e yazdığı mektupların satır aralarında saklı.Kitapta ağırlıklı olarak Zülfü Livaneli’nin Erdal Öz’e yazdığı mektuplar bulunuyor.Kitap güçlü bir dostluktan bahsediyor .Erdal Öz’ün vefatı üzerine yapılan törende bu dostluğun taraflarından olan Zülfü Livaneli’ye törende bir konuşma hakkı tanınmıyor.Ama biriken yıllar öyle bir hoş seda bırakmış ki veda törenindeki hiçbir konuşma bu kitap kadar değerli olamaz.
Kitapta Livaneli ile yapılan söyleşiler de mevcut.1970’ler ve sonrasındaki Türkiye, Avrupa kitabın fonunda yer alıyor.Bu fon iki dostun mektuplaşmasının sebeplerinden biri; sürgün.Fonda sadece siyasi iklim değil sosyal yaşam da var.
Can yayınları kurucusu Erdal Öz’ün Livaneli’ye yazdığı mektuplardan sadece ikisini Livaneli’yse tüm mektupları saklamış. Erdal Öz vefatı sonrası dosyaları aileye teslim etmiş lakin dosyaya ulaşılamamış.
Bu tarz kitaplarda en çok neyi seviyorum?Hayranı oldugum,sevdigim sanatçıların bildiğimiz eserlerinden bazılarını henüz üretmemiş zaman dilimlerine şahit olmayı.O eserleri neyin biriktirdiğini görmeyi ve sanat camiasındaki dostluklara şahit olmayı.Biz de evrak saklamak pek yoktur.Günlük tutmak da öyle.Ne değerli ki iki aydının tarihteki dostluğu kayıt edilmiş.
Müzik,edebiyat,edebiyat camiası,yasaklar , sansürler,darbeler,müzik aletleri arasında bile uygulanan sansürler, müzik ile şiir arasındaki ilişki,Erdal Öz’ün çocuk kitapları üzerine yaptığı çalışmalar ve Türk yazarlarını bu alana özendirmesi,edebiyatta sanatta gerçekçilik,dil, yapılan konserler,Livaneli müziğininim doğuşu ve tabii ki dostluk kitabin içinde işlenen konular.
Özel bir kitap okumanın mutluluğunu yaşıyorum.

Savcı Her Ceset Konuşur

Soluksuzca okuduğum bir polisiyeden bahsedeceğim.
Yaşadığı yerde herkes tarafından çok sevilen,elli iki yaşında olan Feride Teyze tecavüze uğrar ve cinayete kurban gider.Bu cinayeti araştıransa Komiser Asena’dır.Asena için bu sadece adaletin yerini bulması adına yaptığı bir görev değildir.İçinde acı ve intikam ateşi de vardır,Feride Teyze’yi annesi yerine koymuştur.Komiser Asena kocası tarafından aldatılmış ve ondan boşanmıştır,kendine bir hayat kurmuştur.İhanetin doğurduğu temkinli olmayı ,önlemleri hayatına yaymıştır.
Cinayetle ilgili soruşturma derinlik kazandığı anda savcı Hayati Türker’in görev yerinin değişmesi ile olayın dosyasına yeni bir savcı bakmaya başlar.Bu noktada zaten cinayet bir düğüm halindeyken savcının tavırlarıyla biz okurlara olay ve durumlar kördüğüm olarak yansır.Asena için de bu böyledir.Sayfalar ilerledikçe hem cinayetin,cinayetin araştırılmasının hem de yeni savcının gelişi sonrası olanların Asena için ne denli zor olduğuna şahit oluruz.Bu süreçte olanlar aslında bize hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını kanıtlar.
Klasik “katil kim” şablonu ile yazılmış olan kitap yine klasik biçimde bir cinayetin çözülmesini engelleyen olaylarla ilerler.Kurgusu zekice yapılmış,dili sade ve temposu hızlı,yazarın kaleminden dolayı hayli merak uyandıran bir kitap.
Geçmişten gelen yolsuzluk dosyaları,bunları açığa çıkaran savcı ve komiser,yolsuzluğa karışanlardan eski belediye başkanının savcıya ve komisere duyduğu kin,rant,Feride Teyze’nin terörden dosyası olan oğlu,bir hayat kadını, bir anda olay yerinden gidenler,dövülenler ilmik ilmik işlenirken merak içinde sona ulaşırız.Bu arada romanda bir aşka da şahit oluruz.

Çocuk

Gerilim romanı mı,benim için hayır fakat etkileyici,sürükleyici sonu itibarıyla şaşırtıcı bir roman.
Gazeteci olan Kate dokunaklı bir hikaye yazmak ister oysa yazmak istediği hikaye dokunaklı olduğu kadar sırlarla dolu bir hikayedir.Sırlar açığa çıktıkça var olan hikaye kördüğüme dönüşür ta ki belli bir noktaya kadar.O noktadan sonra düğüm çorap söküğü gibi çözülür.
Ne,kim,nerede,ne zaman,nasıl?Bu soru grubu gazeteciliğin,bir incelemenin yöntemidir.Kitapta bu sorulara cevap bulmaya çalışarak,bu inceleme yöntemini kullanarak başlıyor ve sona eriyor.Ne,nerede soruları başta cevap bulurken diğer sorular merak uyandırıcı biçimde adım adım yanıt buluyor.Karakterlerden birinin gazeteci olması bu soru şablonunun kullanılmasıyla güzel bir ayrıntı oluşturuyor.Gerilimden çok merak,olayı çözme yahut çözülme aşamasındaki heyecan benim için daha baskındı.Karakterlerin özellikle Emma’nın aile ilişkisinin yansıdığı psikolojik derinlik romana katman katıyor.
Gazeteci olan Kate,Woolwich’teki bir inşaatın yıkım alanında bir bebeğin kemiklerinin bulunması ve konu hakkında soruşturma açılması ve durumun haberlerde yer alması sonucunda hikayeyi araştırmaya yöneliyor.Samanlıkta iğne aramayı seven Kate yıllar önce gömülmüş bir bebeğin iç içe geçmiş sırlarıyla sonuca ulaşmaya çalışıyor.Bir yandan da bu hikayeyi gazetesinde yayınlamak istiyor.Üç kadının hikayesinin kesiştiği olayda Kate adım adım trajedilerle karşılaşıyor. İtiraflar,araştırmalar derken ortada bir bebek ve bebekle DNAlarının uyuştuğu iki kadın yani iki anne başta bahsettiğim düğümü oluşturuyor.Bu düğüm çözülüyor fakat sırların trajedi barındırması,romanın kurgusu okurken heyecana heyecan katıyor.
Angela,Jude,Emma ve gazeteci Kate kitabın anlatıcıları olarak kendi bakış açılarıyla içinde bulundukları olayları aktarıyor.
Son dönemde okuduğum sürükleyici romanlardan biriydi.Aralarında konu olarak bağlantı olmasa da Çocuk romanı yazarın Dul romanının devamı olarak kabul ediliyor.

Dul

Bir kişi kandırılabilir bu kolaydır fakat daha kolayı kişinin kendini kandırmasıdır.Roman karakterinden Jeanie için de bu geçerlidir ki hem evliliğinde hem kocasıyla olan ilişkisinde hem de büyük bir hadisenin içinde bunu yapmıştır.Roman merkezinde bir suçlu yakınının iç dünyasını işler.Polis ve basının evlerini ablukaya almalarıyla bir kadının kocasının varlığının nasıl aksi yöne dönüşebileceğini,kocası suçlanırken eşi olarak tutumunu,dulken olaylara bakış açısını “suçlu yakını” kimliğiyle aktarılır.
Roman gerilimden ziyade polisiye tadında,akıcı, sürükleyici bir kitap.Bir serinin ilk kitabı.Ben arka arkaya okuduğum için seri tanımı konusunda bir ayrıntıdan bahsedeceğim.Dul ile Çocuk kitapları arasındaki bağ gazeteci Kate Waters’ın ve dedektifin varlığıdır.İki kitapta da kayıp,öldürülmüş bebek – çocuk varlığı olsa da iki kitabın karakterlerinden bağımsız olan şeyler kayıp ve ölüm hadisesidir.Aralarında karakterler ve olaylar olarak bir bağ yoktur.
İki yaşındaki Bella Elliot evinin bahçesinde oynarken kaybolur kaybolma olayını Bob Sparkes araştırırken gazeteci Kate araştırmada yer alır,gazete hikayesi için röportajlar yapmaktadır.Kitabın anlatıcılarından Dawn Eliot kaçırılan çocuğun annesidir. Anlatımı diğer kitabındaki gibi karakterler bölümler halinde yaparlar ve onların bakış açılarıyla olayı okuruz.Jeania olayda suçlanan Glen ‘in karısıdır.Basın bu çiftin peşindedir.Anlatımda geçmiş zaman ve şimdiki zaman bulunur bu yüzden Jeania hem evli hem dul olarak anlatımda yer alır.
İki kitapta da karakterlerin psikolojilerinin işlenişi vardır. Çocuk romanında Emma karakterinin psikolojisi yoğunken yazar Dul romanında suçlu ve suçlu yakını ve çocukları olmayan karı koca psikolojisini ön planda tutar.Diğer kitabında olduğu gibi Dul kitabında da pedofili bulunur.Çocuk’ta ayrıntılarla işlenmeyen durum Dul’da bazı ayrıntılara yer verilerek işlenir.
Roman şimdi ve geçmiş zaman olarak ilerlerken aslında biz okur olarak suçluyu bastan biliriz.Her ne kadar az da olsa acaba suçlu değil mi sorusu var olsa da,suçlu bellidir.Suçun nasıl işlendiği,suçlunun nasıl ortaya çıkacağı,suçlunun yakını olan eşinin neyi ne kadar bildiğini,işlenen suçta yardımcı olup olmadığı romanda işlenir ve bu sürükleyici biçimde aktarılır.
Kitabın temelini oluşturan suçlunun yakını ve suçlu psikolojisi,pedofili bir adama en yakın olan bir kadının yaşadıkları etkileyici biçimde anlatılır.